Bununla birlikte, yukarıdaki metni şu hususu belirtmek için alıntıladım: Eğer hicrî ikinci yüzyılın ortalarında Fezârî gibi bir İbâdî kelamcı Şiilerin bu inancını eserinde aktarıyorsa, bu onun bu inancı Şiilerden bizzat duyduğu (nitekim kendisi Hişam b. Hakem'in çağdaşı ve çalışma arkadaşıydı) ve Şiilerin ikinci yüzyılın başlarında bu inanca zaten sahip olduğu anlamına gelir!
15.09.2026
14.08.2026
1.04.2026
25.03.2026
25.01.2026
1.01.2026
Hüseyin Şeriatmedari,, Mir Hüseyin Musevi’nin son bildirisini ele aldı: "Toplantıda konuşan Sovyetler uzmanı Gil Lapidus, dikkat çeken bir benzetmeyle şunu söylemişti: Şaşırmış olabilirsiniz; çünkü uzmanlık alanım Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci. Ancak İran için de artık şunu gördük: Bize bir Gorbaçov değil, bir Yeltsin lazım.” Bu cümleyle anlatılmak istenen açıktı: Hatemi, Gorbaçov’du. Görevi ise, Musevi’nin önünü açmaktı.
"Örneğin bazı güvenlik analistleri, Siyonist rejimin İran'a tekrar saldırması durumunda Ürdün'deki, işgal altındaki Batı Şeria'daki veya hatta Güney Suriye ve Sina Çölü'ndeki grupların, kendiliğinden veya İran istihbaratının desteğiyle, İsrail lojistik rotalarını veya askeri üslerini hedef alabileceğini düşünüyorlar.”
"O dönemde konuştuğum tüm askeri bağlantılar İran'ın toparlanmasının 2-5 gün alacağı tahmininde bulunmuştu. Herkesi şaşırtan bir şekilde İran 15 saat içinde komuta kademesini yeniden inşa etti, hava savunmasını yeniden devreye soktu ve yıkıcı füzeleriyle ilk saldırı dalgasını başlattı."
Çok yakın bir gelecekte, ABD'nin askeri üslerini genişlettiği Kuzey Doğu Suriye, ABD işgali altındaki El Tenef'in orta kesimi ve İsrail rejimi tarafından işgal edilen Güney Suriye fiziksel olarak birbirine bağlanacak. Kuzey Doğu'dan gelen Suriye petrolü bu kara koridoru aracılığıyla doğrudan "İsrail'e" ulaşabilecek. Daha önce, petrol Kuzey Doğu Suriye'den Irak Kürdistanı'na, ardından Türkiye'ye ve Türkiye'den Ceyhan yoluyla İsrail limanlarına taşındığında uzun bir yol katetmesi gerekiyordu.
İran’da yayın yapan Raja News sitesi, Batı Asya uzmanı Ali Rıza Mecidi ile yaptığı görüşmede Suriye’deki son gelişmeler bağlamında HTŞ’nin mahiyetini ve Esad yönetiminin düşüşünün Hizbullah’a yansımalarını ele aldı.
Komşu ülkeler arasında ve daha geniş Arap ve İslam coğrafyasında sadece Türkiye halifelik fikrini destekliyor olabilir. Ancak Türkiye, IŞİD'inki gibi ya da Şam merkezli bir halifelikten yana değil. Bunun yerine Türkiye, merkezi Ankara ya da başka bir Türk şehri olan “Sünni teknokratik bir halifelik” öngörüyor. AKP liderlerine özgü olan bu kavram, IŞİD'inki gibi şeriat temelli hem de Emevi tarzı bir hilafetin yeniden canlandırılmasını reddediyor.