Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.
1.04.2024
18.03.2024
25.05.2023
4.05.2023
17.04.2023
29.09.2022
Han'ın, ABD'nin ve göreve başladığından beri kendisini bir kez bile aramamış olan Başkan Biden'ın gözündeki günahları çok: yolsuzlukla mücadele; ABD'nin Afganistan işgaline karşı Taliban direnişini desteklemek; Çin ile ilişkilerin güçlendirilmesi; Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınamayı reddetmek; İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için yapılan muazzam baskılara direnmek; İran ve müttefikleriyle ilişkileri geliştirmek; Suudi-BAE koalisyonu bayrağı altında Yemen'e asker göndermeyi reddetmek ve Filistin davasını sesli olarak desteklemek.
"İsrail”in Ukrayna krizinin en büyük kaybedenlerinden biri olacağını defalarca kez söylemiş olmakla abartmış değiliz. Bunu sadece Rusya ile gergin ilişkilerini göz önüne alarak değil, aynı zamanda bu krizin Amerika’nın dünya hâkimiyeti döneminin sonunun başlangıcı oluşuna dayanarak da söylüyoruz. Günler aramızda dönüp duruyor…
"Ukrayna krizinde bugüne kadar yaşanan gelişmelerin fayda-maliyet analizini yapacak olursak, İran'ın en büyük kazanan olduğunu, İsrail işgal devletinin ise kaybedenler arasında yer aldığını söyleyebiliriz."
Devrim Muhafızları’nın uyarılarını bir yana bıraksak bile, İsrail'in tehditlerinin iç ve dış tüketime dönük boş bir söylemden ibaret olduğunu söylemek için pek çok neden var. Kısacası, Tel Aviv muhtemelen aslında ne İran'a saldıracak kaynaklara ne de Tahran'ın garantili misillemesini özümseme kapasitesine sahip.
2009 yılındaki bir röportajda Başkan Esad Beş Deniz Stratejisini tutkuyla anlatmıştı: “Suriye, Türkiye, Irak ve İran arasındaki ekonomik alan bütünleştiğinde, Akdeniz, Hazar, Karadeniz ve [Basra] Körfezi'ni birbirine bağlayacağız… Sadece Ortadoğu'da önemli değiliz. . . Bu dört denizi birbirine bağladığımızda, yatırım, ulaşım ve daha pek çok konuda tüm dünyanın kaçınılmaz kesişim noktası haline geleceğiz.”
Bu mesajlar aynı zamanda ABD'ye, Lübnan'ın devlet işlerine karışmaya devam ederse, Hizbullah'ın iç maliyeti ne olursa olsun bu karara göre hareket etmek zorunda kalacağının sinyalini veriyor. Yine de açık olan bir şey var – Safiyüddin Washington'a güncellenmiş bir uyarı gönderdi: “Dikkat edin. Sabrımızı sınamayın." Amerikalıların atacağı yanlış bir adımla, olumsuz bir şey olumlu gibi görünmeye başlayabilir.