Ahmed el-Kâtib'e reddiye (20-27): Seyyid Murtazâ’ya Göre Gadîr Hadisi’nin Delaleti / Sahâbe ve Gadîr Hadisi / İmam Hüseyin’in Mektubunda Vasiyet

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (20-27): Seyyid Murtazâ’ya Göre Gadîr Hadisi’nin Delaleti / Sahâbe ve Gadîr Hadisi / İmam Hüseyin’in Mektubunda Vasiyet

Ebu’t-Tufayl sahâbenin küçüklerinden olup Mekke’de ikamet etmekteydi. Hz. Peygamber (s.a.a.) vefat ettiğinde sekiz yaşındaydı. Bu bilgiler ışığında İmam Ali’ye biat edildiğinde 33 yaşında olmuş olur. Mekke’de ikamet ettiğinden ve siyasî otoritenin hem bu hadisin hem de Ehl-i Beyt hakkındaki diğer hadislerin rivayetine mani olması yüzünden, o yaşına dek bunu işitmemişti! Onun zihnini tırmalayan şeyin, Gadîr Hadisi’nin İmam Ali’ye (a.s.), Rasulullah’ın ümmet üzerindeki velayeti gibi bir velayet tahsis etmesi oluşunda herhangi bir kuşku yoktur.

ÖZEL: Etan Kohlberg’in İmâmiyye Şiîliğinin Kaynaklarını Kullanımındaki Yönteminin İncelenmesi ve Eleştirisi

ÖZEL: Etan Kohlberg’in İmâmiyye Şiîliğinin Kaynaklarını Kullanımındaki Yönteminin İncelenmesi ve Eleştirisi

Ancak Kohlberg'in, kendi varsayımlarını; “Şia’nın, zamansal bakımdan Peygamber-i A‘zam’ın (s.a.a.) vefatından sonra oluştuğu,” “Şia’nın siyasal kaynağı/kökeni,” “İmâmiyye tarafından rivayetler uydurulması,” “analizlere hâkim olan, dine dışardan bakış,” ve “kavramların anlaşılmasında/algılanmasındaki hatalar” üzerine inşa etmiş olması, çalışmalarının tesirini ve gücünü [olumsuz yönde] etkilemiştir.

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (19): Hz. Ali'nin vasi oluşu

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (19): Hz. Ali'nin vasi oluşu

Ben derim ki: “İki yerde geçen ‘şöyle şöyle’ ifadesinin aslı kadim müstensihler (nüsha yazarları) tarafından hazfedilmiştir. Nitekim Taberî’nin aynı senetle Tarih’inde aktardığı aşağıdaki rivayetinden anlaşıldığı üzere sözün aslı şudur: “على ان يكون اخي ووصيي وخلفيتي فيكم” “Böylece kardeşim, vasim ve benden sonra aranızdaki halifem olur.” “ان هذا أخي ووصيي وخليفتي فيكم” “İşte bu, benim kardeşim, vasim ve benden sonra aranızdaki halifemdir.”

Ahmed el-Kâtib’e Reddiye (17): İmâmet hakkındaki birkaç soruya cevap

Ahmed el-Kâtib’e Reddiye (17): İmâmet hakkındaki birkaç soruya cevap

Eldeki kanıtlar ve bütün işaretler kuşku götürmeyecek bir tarzda onların şûrâya inanmadıklarına delalet etmektedir. Çünkü Ebû Bekir, hastalığı ağırlaşıp da ölüm döşeğine düştüğü esnada Ömer’i veliaht tayin edip ümmetin başına atadı. Bu metodu takip eden Ömer’in kendisi dahi aralarından birisini seçmeleri için altı kişilik şûrâyı atamış ve şöyle demiştir: “Eğer Sâlim hayatta olsaydı şûrâ teşkil etmezdim.”

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (16): Hz. Ali hakkında onca nass varken sahâbe  bunlara niçin itaat etmedi?

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (16): Hz. Ali hakkında onca nass varken sahâbe bunlara niçin itaat etmedi?

Veda Haccı’nda Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte yetmiş bin, yüz bin veya daha fazla sayıda sahâbî bulunmaktaydı. Bu yıl nübüvvetin son yılıydı. Sahâbe, temettu haccının durumunu Hz. Peygamber’den (s.a.a.) dinlemiş, sert ve uzun tartışmalardan sonra onunla amel etmişti. Bütün bunlara rağmen Halife Ömer onlara temettu umresini/haccını yapmayı yasaklayabilmiş, bu konuda emrine muhalefet edenleri cezalandırabilmiştir. İmam Ali (a.s.), Mikdâd, Ammâr gibi birkaç sahabî dışında bu durumun önünde durmaya kimse cüret edememiştir.

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (15): Hz. Ali'den zorla biat alınmıştır!

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (15): Hz. Ali'den zorla biat alınmıştır!

“İbrâhîm es-Sekafî, Muhammed b. Ebî Umeyr’den; o Übeyy’den; o Sâlih b. Ebi’l-Esved’den; o Ukbe b. Sinân’dan; o da Zührî’den şöyle rivayet etmektedir: Hz. Ali ancak altı ay sonra biat etti. Hz. Fâtıma’nın vefatına kadar kimse O'na karşı cüret gösteremiyordu.”