Ahmed el-Kâtib'e reddiye (19): Hz. Ali'nin vasi oluşu

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (19): Hz. Ali'nin vasi oluşu

Ben derim ki: “İki yerde geçen ‘şöyle şöyle’ ifadesinin aslı kadim müstensihler (nüsha yazarları) tarafından hazfedilmiştir. Nitekim Taberî’nin aynı senetle Tarih’inde aktardığı aşağıdaki rivayetinden anlaşıldığı üzere sözün aslı şudur: “على ان يكون اخي ووصيي وخلفيتي فيكم” “Böylece kardeşim, vasim ve benden sonra aranızdaki halifem olur.” “ان هذا أخي ووصيي وخليفتي فيكم” “İşte bu, benim kardeşim, vasim ve benden sonra aranızdaki halifemdir.”

Ahmed el-Kâtib’e Reddiye (17): İmâmet hakkındaki birkaç soruya cevap

Ahmed el-Kâtib’e Reddiye (17): İmâmet hakkındaki birkaç soruya cevap

Eldeki kanıtlar ve bütün işaretler kuşku götürmeyecek bir tarzda onların şûrâya inanmadıklarına delalet etmektedir. Çünkü Ebû Bekir, hastalığı ağırlaşıp da ölüm döşeğine düştüğü esnada Ömer’i veliaht tayin edip ümmetin başına atadı. Bu metodu takip eden Ömer’in kendisi dahi aralarından birisini seçmeleri için altı kişilik şûrâyı atamış ve şöyle demiştir: “Eğer Sâlim hayatta olsaydı şûrâ teşkil etmezdim.”

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (16): Hz. Ali hakkında onca nass varken sahâbe  bunlara niçin itaat etmedi?

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (16): Hz. Ali hakkında onca nass varken sahâbe bunlara niçin itaat etmedi?

Veda Haccı’nda Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte yetmiş bin, yüz bin veya daha fazla sayıda sahâbî bulunmaktaydı. Bu yıl nübüvvetin son yılıydı. Sahâbe, temettu haccının durumunu Hz. Peygamber’den (s.a.a.) dinlemiş, sert ve uzun tartışmalardan sonra onunla amel etmişti. Bütün bunlara rağmen Halife Ömer onlara temettu umresini/haccını yapmayı yasaklayabilmiş, bu konuda emrine muhalefet edenleri cezalandırabilmiştir. İmam Ali (a.s.), Mikdâd, Ammâr gibi birkaç sahabî dışında bu durumun önünde durmaya kimse cüret edememiştir.

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (15): Hz. Ali'den zorla biat alınmıştır!

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (15): Hz. Ali'den zorla biat alınmıştır!

“İbrâhîm es-Sekafî, Muhammed b. Ebî Umeyr’den; o Übeyy’den; o Sâlih b. Ebi’l-Esved’den; o Ukbe b. Sinân’dan; o da Zührî’den şöyle rivayet etmektedir: Hz. Ali ancak altı ay sonra biat etti. Hz. Fâtıma’nın vefatına kadar kimse O'na karşı cüret gösteremiyordu.”

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (14): Üçüncü Halife'yi seçen şûrâ hakkında ilginç bilgiler

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (14): Üçüncü Halife'yi seçen şûrâ hakkında ilginç bilgiler

Ben “Ey müminlerin emiri! Benim kalabalık bir ailem var, daha fazla ver” dedim. Ömer "Şimdilik bu kadar yeter; benden sonra birisi hilâfete ulaşacak, akrabalığını gözetecek ve ihtiyacını giderecektir; bu sır aramızda kalsın” dedi. Said der ki: Ömer'in hilâfetinden sonra onun tayin etmiş olduğu şûrâyla Osman hilâfete ulaştı. Osman, hilâfetinin ilk gönlerinden itibaren benim rızamı kazandı ve isteğimi çok güzel bir şekilde yerine getirdi.

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (13): Sakife Toplantısı ve sonrasındaki acı hadiseler

Ahmed el-Kâtib'e reddiye (13): Sakife Toplantısı ve sonrasındaki acı hadiseler

Muhammed b. Ebî Bekir ile Muâviye b. Ebî Süfyân arasındaki mektuplaşmalar hakkında ise şöyle der: “İkisi arasında birtakım yazışmalar olmuştur. Ancak içlerinde avamın işitmeye tahammül edemediği şeyler barındırdığından bunlara değinmeyi hoş karşılamadık.” (Taberî, c. 4, s. 557) Acaba Taberî ve benzeri tarihçilerin Hz. Fâtıma’nın evine yapılan saldırının detaylarını zikretmelerini bekleyebilir miyiz?