"NAM" için 1420 adet haber bulundu

Hassan Ansari’den notlar (8): Hicri ikinci yüzyılın ortalarına ait değerli bir metne göre Hz. Fâtıma'nın (s.a.) şehadeti

Hassan Ansari’den notlar (8): Hicri ikinci yüzyılın ortalarına ait değerli bir metne göre Hz. Fâtıma'nın (s.a.) şehadeti

Bununla birlikte, yukarıdaki metni şu hususu belirtmek için alıntıladım: Eğer hicrî ikinci yüzyılın ortalarında Fezârî gibi bir İbâdî kelamcı Şiilerin bu inancını eserinde aktarıyorsa, bu onun bu inancı Şiilerden bizzat duyduğu (nitekim kendisi Hişam b. Hakem'in çağdaşı ve çalışma arkadaşıydı) ve Şiilerin ikinci yüzyılın başlarında bu inanca zaten sahip olduğu anlamına gelir!

Hasan Farhan el-Maliki (2): Ensar Gadir-i Hum’u bile bile niçin Sakife’de toplandı / Ensar’ın Kureyş korkusu

Hasan Farhan el-Maliki (2): Ensar Gadir-i Hum’u bile bile niçin Sakife’de toplandı / Ensar’ın Kureyş korkusu

Çünkü Bedir ve Uhud'da Kureyş müşriklerini kılıçtan geçirenler, Ensar ve Hz. Ali'nin başını çektiği Haşimoğullarıydı. Ensar, "Madem Hz. Ali'nin etrafında toplanmadılar, madem Gadir vasiyetini umursamıyorlar, o hâlde başımıza geçip bizden intikam almalarına izin vermeyelim" psikolojisiyle, savunma ve istişare amacıyla o küçük çardakta toplanmıştı.

Hasan Farhan el-Maliki (1): Halife Osman döneminde namazın nasıl kılındığı bile unutulmuştu / Sahabî Enes b. Malik: Hz. Peygamber’den sadece kelime-i tevhid kaldı

Hasan Farhan el-Maliki (1): Halife Osman döneminde namazın nasıl kılındığı bile unutulmuştu / Sahabî Enes b. Malik: Hz. Peygamber’den sadece kelime-i tevhid kaldı

Demek ki o dönemde namazın nasıl kılındığı unutulmuştu. Mutarrif ona soruyor: '[Hz. Ali] Namazda ne yaptı?' (İmran) Dedi ki: 'Kalkarken tekbir getirdi, secdeye gittiğinde tekbir getirdi…' Düşünün, bunlar (tekbir getirmek) bile artık unutulmuştu!

Parıltılar (10): Şia’nın Hz. Ali gibi namaz kıldığının ve İmâmiyye fıkhının Ehl-i Beyt’e nispetinin yeni kanıtı

Parıltılar (10): Şia’nın Hz. Ali gibi namaz kıldığının ve İmâmiyye fıkhının Ehl-i Beyt’e nispetinin yeni kanıtı

Bugün Şiîlerin çoğunun uyguladığı pratik tam olarak budur ve bu uygulama kesintisiz olarak doğrudan İmam Ali'ye (a.s.) dayandırılabilmektedir!

Nehcü'l-Belağa ve Sünni Kaynaklar Işığında Hz. Mehdi (a.s.) ve Gaybet İnancının Temellendirilmesi

Nehcü'l-Belağa ve Sünni Kaynaklar Işığında Hz. Mehdi (a.s.) ve Gaybet İnancının Temellendirilmesi

Bu yazı, İmam Ali'nin (a.s.) Nehcü'l-Belağa'daki hutbe ve hikmetleri bağlamında Hz. Mehdi'nin (a.s.) varlığını tahlil etmeyi ve Ehl-i Sünnet usulcülerinin (İbn Hacer, Ebu Zehre vb.) "yeryüzünün hüccetsiz kalmayacağı" kuralına yaklaşımlarını, Şii epistemolojisi çerçevesinde ilzam kaidesi yöntemiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

"Sen Kitap Nedir, İman Nedir Bilmezdin" (Şûrâ, 52) Ayetinin Manası

Ehl-i Sünnet, Hz. Resulullah'ın (s.a.a.) vahiy inmeden önce mümin olmadığına ve bi'setini (peygamberliğini) bilmediğine kaildir. Delil olarak da şu ayeti getirirler: "İşte sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin." (Şûrâ, 52). Bildiğim kadarıyla bu durum, Şia-i İmamiyye'nin inancına muhaliftir. Onların bu görüşünün aksini nasıl ispat edebiliriz?