İlim tahsilimin başlarında, Ehl-i Beyt'in faziletlerine dair sahih bir rivayet olmadığını zannediyordum. Ehl-i Beyt'in faziletleri hakkında hiçbir bilgim yoktu. Ancak yirmi yılı aşkın bir süre önce Sünni kaynakları okumaya başladığımda bu algım değişti. Bunları incelediğimde, Ehl-i Beyt'in faziletlerine dair muazzam bir külliyatla karşılaştım. Anladım ki asıl olan bu rivayetlerdir; bu faziletlerin sabit oluşu, Allah'ın kulları üzerindeki hüccetlerinden biridir.
20.08.2026
25.07.2026
29.06.2026
26.02.2026
21.12.2024
8.08.2024
Taliban, Afganistan'ın çok parçalı toplumunun en fazla %30'unu temsil ediyor. Dini geçmişi ve İslam Emirliği bayrağı altında kendisi için oluşturduğu gündemi nedeniyle Taliban, Peştun olmayan etnik gruplar arasında alıcı bulamıyor. Peştunların kendileri de üç hareket altında toplanıyorlar: Pakistan'ın Hakkani grubu ve diğer okulları tarafından eğitimsel olarak beslenen bir Sünni dini hareket, dini bir Şii Peştun hareketi ve dini olmayan fikirleri destekleyen laik bir Sünni Peştun hareketi.
Gündüz tesisatçılık yapan Osman akşamları Hizbullah'ın mezhepsel olmayan askeri kanadı Saraya el-Mukaveme (Direniş Tugayları) savaşçısı. Dini -ya da dinsizliği- onları Hizbullah’a katılmaktan alıkoyanlar için Hizbullah’ın hal çaresi, Sünni, Şii vs. Lübnanlı savaşçıların İsrail ve Suriye’de ortak düşmanlarla mücadele etmesi için Saraya’nın kurulması oldu.
Rehber daha sonra çok önemli başka iki noktadan bahsetti. Hazret ilk olarak “Bana öyle geliyor ki, İsrail bunun planını önceden hazırlamıştı ve sürpriz bir saldırı düzenleyerek Hizbullah'ı yok etmek istiyordu. Hizbullah'ın iki Siyonist askeri esir alan eylemi onların sürpriz planını bozdu” dedi. Ben bu bilgiye sahip değildim. Seyyid Nasrallah ve İmad bu bilgiye sahip değildi. Hiçbirimizde bu istihbarat yoktu.
Dünyada kendisini alternatif olarak tanıtan tek bir ideolojik sistem kaldı. Batı küreselciliğinin, tüketim toplumunun ve teknokratik materyalizmin muhalifi olan İran'ın İslami toplum ve devlet modelinden bahsediyorum. Öte yandan tüm büyük halklar gibi, dünyanın en eski medeniyetlerinden birinin soyundan gelen İranlılar da Mesihçi düşünceden yoksun değiller.
İran ile vekilleri, İsrail için en büyük bölgesel tehdidi teşkil etmeyi sürdürmektedir. İran, yaşadığı çok derin ekonomik krize rağmen İsrail'i bir “ateş çemberiyle” çevirebilmek için önemli bir kaynak yatırımı yapmaktadır. Kissinger'ın İsrail hakkındaki sözlerini yeniden söylemek gerekirse görünüşe göre İran'ın iç politikası yok, sadece dış politikası vardır.
Begin Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından yayınlanan çalışmada, BAE ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının Ortadoğu'daki stratejik ittifakları değiştirmeyi amaçladığı değerlendirmesinde bulundu. Aynı zamanda söz konusu anlaşmanın, “İran ve Şii hilali” karşısında konumlanan Sünni Arap ve İsrail blokunu resmileştirdiğini ifade etti.