Kasım 2025'te Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım, Tabatabai'nin 2015'ten 2024'e kadar yaklaşık dokuz yılını Yemen'de geçirdiğini ve "önemli bir iz bıraktığını" açıkça ifade etti ki bu, Hizbullah'ın üst düzey bir kadrosunu uzun süreli olarak sahaya yerleştirdiğine dair ilk resmi itirafıydı.
11.09.2026
23.08.2026
16.08.2026
14.08.2026
31.07.2026
10.06.2026
Şu anda, dünyada şeytani Amerikan emperyalizmi ve kana susamış Siyonizm’e karşı doğrudan savaşan tek ülke İran'dır. Bu, küresel ölçekte devrimci bir eylemdir ve bunun modern tarihin seyrini büyük ölçüde etkileyeceğinden eminim.
Bu üç unsur, bu hareketleri normalde devrimci örgütleri yok eden yozlaştırıcı etkilerden koruyacak yeterli asabiyeyi (klasik İbn Halduncu anlamdaki grup dayanışması) üretir. Rüşvet ve kayırmacılık, makam dağıtmak burada sökmez. Devlet gücünün kullanımı onları geleneksel, kırılgan ordulara dönüştürmez. Özünde, yöneten gerilla hareketleri olarak kalırlar.
Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir:
Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.
Savaş açmakla tehdit ettiğiniz İran, bir ulus devletten ibaret değildir ve bölgesel hatta küresel bir direnişi tutuşturabilecek bir inanç sistematiğinin, Velayet-i Fakih kurumun da bayraktarıdır. İslam’ın devrimci evlatları ve yeryüzünün tüm anti emperyalist güçleri egemen dünya sisteminin enerji damarlarını kesebilecek ve “petrol kuyularının siyasi örgütlenmesi” konumundaki işbirlikçi, gerici Körfez krallıklarının camdan saraylarını tuzla buz edebilecek, kısacası dünyanızı başınıza geçirebilecek potansiyele sahiptir!
Peki, insanoğlunun bilgileri beyninde midir? Elbette çok açıktır ki, insanın beyni olmasa, bilgisi zuhur etmez. İlk olarak bu soruya cevap vermemiz gerekir. Beyindeki hücrelerde en ufak bir sorun meydana gelse, beyin artık faaliyetlerini yerine getiremez. Peki, bu organ bilginin kabı mıdır, yoksa onun ortaya çıkış şartı mıdır?