Kasım 2025'te Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım, Tabatabai'nin 2015'ten 2024'e kadar yaklaşık dokuz yılını Yemen'de geçirdiğini ve "önemli bir iz bıraktığını" açıkça ifade etti ki bu, Hizbullah'ın üst düzey bir kadrosunu uzun süreli olarak sahaya yerleştirdiğine dair ilk resmi itirafıydı.
23.08.2026
14.08.2026
16.05.2026
7.05.2026
1.04.2026
25.03.2026
Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.
Arafat bunun üzerine radikal bir soru sordu: “Ya Filistin güçleri füze sahibi olsaydı?” Arafat’ın hesaplaması basit ve stratejikti: Gazze yakınlarındaki büyük bir İsrail kentine —örneğin Aşkelon— İran yapımı Katyuşa füzeleri atılabilseydi, Tel Aviv’den gelecekteki sınırlar ve tavizler konusunda yeni, sert bir pazarlık gücü elde edilebilirdi.
George Habaş, bu mücadele birliğini şu sözlerle özetlemiştir: "Siyonizm ve emperyalizme karşı mücadele, Arap ulusal güvenliği için verilen mücadeledir. Filistin tek başına düşmanla yüzleşemez ve hiçbir Arap devleti de bu mücadelenin altından tek başına kalkamaz."
Netanyahu’nun 12 Ağustos 2025’te i24’e verdiği röportajda, “Büyük İsrail vizyonuyla bağlantılı tarihî ve ruhani bir misyonla” sorumlu olduğunu söylemesi, İsrail’in sınırlarını Tevrat temelli bir çerçevede genişletme çabasına dolaylı bir itiraf niteliği taşıdı. Benzer biçimde, Donald Trump’ın 2024 seçim kampanyasında “İsrail çok küçük ve genişletilmeli” açıklaması...
Ehl-i Sünnet’e mensup bulunan Hârizmî’nin naklettiği bir rivayet, Şeyhayn’ın Âşûrâ hadisesindeki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Hârizmî’nin rivayetine göre, İmam Hüseyin (a.s.) mübarek sakalını kendi kanıyla boyamış ve şöyle buyurmuştur: Dedem Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna çıkıncaya değin bu halde kalacağım; kanıma boyanmış vaziyette, “Ya Resûlullah! Beni falan ve falan öldürdü!” diyeceğim.
Hüseyin Şeriatmedari,, Mir Hüseyin Musevi’nin son bildirisini ele aldı: "Toplantıda konuşan Sovyetler uzmanı Gil Lapidus, dikkat çeken bir benzetmeyle şunu söylemişti: Şaşırmış olabilirsiniz; çünkü uzmanlık alanım Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci. Ancak İran için de artık şunu gördük: Bize bir Gorbaçov değil, bir Yeltsin lazım.” Bu cümleyle anlatılmak istenen açıktı: Hatemi, Gorbaçov’du. Görevi ise, Musevi’nin önünü açmaktı.