Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.
24.09.2025
21.09.2025
22.07.2025
19.07.2025
2.07.2025
2.04.2025
"Hamas güçleri, Cebaliye'nin altındaki yüzlerce tünelde yaşıyor ve Netzarim koridorunun altından serbestçe geçiyorlar. Sürekli olarak yiyecek ve askeri teçhizat alıyorlar, bu yüzden İsrail ordusu onlarla aylarca ve yıllarca savaşsa bile yine de Hamas'ı yenemez."
Nasrallah ve antisemitizm hakkındaki tüm anlatılara rağmen, Beyrut'taki Maghen Abraham Sinagogu'nun yeniden inşasına yardım edenin Nasrallah yönetimindeki Hizbullah olduğunu göz önünde bulundurmakta fayda var. Arab News, Nasrallah'ın “Sinagog dinî bir ibadet yeridir” ve “Restorasyonu memnuniyetle karşılanır” dediğini aktardı. Nasrallah, 2012 yılında Filistin'le ilgili bir tartışma sırasında Julian Assange'a şunu söylemişti:
Yazının tüm felsefi-politik öncüllerine ve sonuçlarına katılmasak da, post-modernizm ve liberalizmin radikal-devrimci söylemler ve bunların entelektüel-ideolojik taşıyıcıları içindeki nüfuz gücüne ve bu kişilerin emperyalist sistem tarafından nasıl işlevsel kılındıklarına ışık tutan önemli bir analiz olduğunu düşünüyoruz.
Trump, bir ABD insansız hava aracı düşürüldükten sonra İran'ı vurduğunu iddia ediyor ama aslında saldırıyı kendisi iptal etmişti. Ayrıca İran'ın kendisini bir ABD üssüne saldıracakları konusunda bizzat uyardığını ve bunu kasten ıskaladığını iddia ediyor. Bu da gülünç. Gerçekte Irak Cumhurbaşkanı'na hedef belirtilmeyen muğlak bir uyarı yapıldı ve füzelerin çoğu üsse isabet etti. Kimse ölmedi ama bu İran'ın hedef almasından ziyade iyi planlanmış bir tahliyenin sonucuydu.
"Ahlaki meselelerin ilginç bir yanı vardır. Kaç kişinin karşınızda durduğu ve üstün gelme ihtimalinizin ne kadar olduğu önemli değildir. Davanızı ancak içinizde kaybettiğinizde, yani hakkınızdan vazgeçtiğinizde kaybedersiniz. Yalnızca ahlaki arenadadır ki mantığınızın gücü, gücün mantığından üstün gelir!"
Arafat'ın yaptığı, İkinci Dünya Savaşı'nda, işgal altındaki Fransa'nın Vichy hükümetinin ülkelerini Nazilerin çıkarları doğrultusunda yönetmesiyle eşdeğerdir. Vichy hükümeti nasıl Fransa'daki bir Nazi üssü idiyse, Filistin Yönetimi de Filistin’deki Siyonist üstür! Öyleyse onlara muamelemiz de bu şekilde olmalıdır!