Parıltılar (15): Sünni kaynaklara göre sahabi Cabir b. Abdullah’ın İmam Muhammed Bâkır’a Hz. Peygamber’in selamını iletmesi

Parıltılar (15): Sünni kaynaklara göre sahabi Cabir b. Abdullah’ın İmam Muhammed Bâkır’a Hz. Peygamber’in selamını iletmesi

Câhiz, Haşimilerin Emevilere karşı görüşlerini açıklarken şöyle yazar: “Dediler ki: Muhammed bin Ali bin Hüseyin... Hicaz fakihlerinin seyyidiydi. İnsanlar fıkhı ondan ve oğlu Cafer'den öğrendi. O, "el-Bâkır; ilmi yarıp çıkaran" lakabıyla anılırdı. Allah'ın Elçisi, o henüz dünyaya gelmeden önce bu lakabı ona vermişti. Peygamber onun varlığını müjdeledi ve Cabir bin Abdullah'a onu göreceğini vaat ederek şöyle buyurdu..."

Şehit Dr. Muhsin Fahrizade: Yeni Fizik ve Molla Sadra Felsefesi / Felsefi Nedensellik Çürütülemez

Şehit Dr. Muhsin Fahrizade: Yeni Fizik ve Molla Sadra Felsefesi / Felsefi Nedensellik Çürütülemez

Aşağıdaki metin, kendisi tarafından yazılan ve Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan "Fizik Felsefesi: Yeni Fiziğin Temel Meydan Okuması" başlıklı kısa bir makalenin çevirisidir. Bunun altında ayrıca Dr. Fahrizade'nin "İslam Felsefesini İhya Etmenin Gerekliliği" başlıklı ikinci ve daha kısa bir blog yazısının çevirisine de yer verdim.

Enver Abdülmalik ve tarihsel artı değer kavramı / Sosyal teori ve düşünce okulları niçin Batı’da gelişti?

Enver Abdülmalik ve tarihsel artı değer kavramı / Sosyal teori ve düşünce okulları niçin Batı’da gelişti?

"Tarihsel artı değer sayesinde bilimsel ve endüstriyel devrimler gerçekleşebildi; jeopolitik, deniz gücü aracılığıyla dünyanın kontrolüne doğru ilerlemenin araçlarını sağlarken; iletişim teknolojileri fikirleri, teorileri ve kavramları merkezden farklı çeperlere yaymak için hareket etti. Nihai sonuç, sosyal teorinin ve genel olarak düşünce okullarının Batılı hegemonik merkezlerde geliştirilmesinin yoğunlaşmasıyla sonuçlanan, merkezde benzersiz bir birikim süreci olmuştur."

Parıltılar (13): (Taberi’den) İmam Hüseyin'in (a.s.) Basra halkına mektubunda Ehl-i Beyt'in (a.s.) İmameti

Parıltılar (13): (Taberi’den) İmam Hüseyin'in (a.s.) Basra halkına mektubunda Ehl-i Beyt'in (a.s.) İmameti

"Ve biz Peygamber'in (s.a.a.) ehli (ailesi), velileri, vasileri, varisleri ve insanlar arasında Peygamber'in (s.a.a.) makamına en layık olan kişilerdik.”

Mazenderani’nin Usûl-i Kâfî şerhinden: Muhammedi Nur, Ruh, Akıl ve Kalem rivayetleri hakkında

Mazenderani’nin Usûl-i Kâfî şerhinden: Muhammedi Nur, Ruh, Akıl ve Kalem rivayetleri hakkında

Bu rivayetler arasında bir çelişki yoktur; zira bu üçü (Nur, Ruh ve Akıl) zat itibarıyla bir ve aynıdır, yalnızca yönleri-özellikleri (haysiyetleri) bakımından farklılık gösterirler. Nitekim ilk yaratılan bu varlık; kendi zatında zâhir olması, diğer varlıkların varoluşunu ortaya çıkarması ve kemalâtın İlk İlke-Köken'den (Mebde-i Evvel)...

Hasan Farhan el-Maliki (3): Selefi Tevhid ve Alevi Tevhid

Hasan Farhan el-Maliki (3): Selefi Tevhid ve Alevi Tevhid

İşte bu denli yüce bir kelam; Allah'ın “ayaklarında iki sandaleti olan, kıvırcık saçlı, tüysüz bir genç formunda olduğu”, “inip çıktığı”, “Hz. Peygamber'in O’nunla oturması için yanında dört parmaklık yer bıraktığı” şeklindeki, yani sanki bizden sadece biraz daha büyük biriymiş gibi cisimlendirildiği tasavvurlardan çok farklı bir marifetin göstergesidir!