"Vermek" için 791 adet haber bulundu

ÖZEL: Hilafetin Hz. Fatıma'nın (s.a.) Evine Saldırısı: Rivayetin Erken Dönem Katmanının Yeniden İnşası

ÖZEL: Hilafetin Hz. Fatıma'nın (s.a.) Evine Saldırısı: Rivayetin Erken Dönem Katmanının Yeniden İnşası

Bu araştırma, mevcut kaynaklarda yer alan ve hilafet rejiminin Hz. Fatıma'nın (s.a.) evine yönelik hücumunu konu edinen bir rivayetin "isnad-metin" yapısını inceleyerek metinsel tarihini araştırmaktadır. Çeşitli kanıtların karşılaştırmalı analizi ve metinsel farklılıkların dağılımı üzerinden, bu rivayetin temel çekirdeğinin Medineli muhaddis ve siyer yazarı Musa b. Ukbe'ye (ö. 141/758) ve muhtemelen onun önde gelen üstadı Muhammed b. Müslim ez-Zührî'ye (ö. 124/742) güvenilir bir şekilde dayandırılabileceği tarafımızca savunulmaktadır.

ÖZEL: Sünnî Tarihçilerin Kelâmî Kabullerinin Gadir-i Hum Hadisesinin Tasvirine Etkisi

ÖZEL: Sünnî Tarihçilerin Kelâmî Kabullerinin Gadir-i Hum Hadisesinin Tasvirine Etkisi

Bir rivayetin sıhhat ve geçerliliğinin tespiti, kimi zaman râvilerden bağımsız olarak, doğrudan metin tenkidi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Ancak bu safhada dahi tarihçilerin kelâmî kabullerinin üslupları ve yaklaşımları üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Fahreddin Râzî’den nakledilen şu söz, bu durumu özetler niteliktedir: "Gadir hadisine dair dört yüz rivayet yolu (tarik) buldum; buna rağmen [hadisin] sahih olduğu içime sinmedi."

ÖZEL: Batı solu; emperyalizm, Siyonizm ve İran’daki “rejim değişikliği” arasındaki bağı neden kavrayamıyor?

ÖZEL: Batı solu; emperyalizm, Siyonizm ve İran’daki “rejim değişikliği” arasındaki bağı neden kavrayamıyor?

Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

ÖZEL: Hicrî birinci yüzyılda Şiî akımlar: İbn Abbas ve Abbasîlerin imamet konusundaki inançlarının vaka incelemesi

Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

ÖZEL: “İsrailoğullarının nakiplerinin sayısınca” hadisi çerçevesinde / İmamlar ile İsrailoğullarının nakipleri arasında yapılan sayısal benzetmenin analizi

İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.

Hamas ve Yahya Sinvar Selefi mi?

Hamas ve Yahya Sinvar Selefi mi?

Örneğin, Yahya Sinvar gibi şahsiyetler, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) doğumunu anmak için düzenlenen halka açık Mevlid kutlamalarına yalnızca izin vermekle kalmamış, aynı zamanda bunlara katılmıştır. Dahası, İmam Ali b. Ebi Talib için "kerramellâhu vecheh” (Allah yüzünü yüceltsin) gibi saygı ifadelerinin kullanılması...

ÖZEL: İmam Seccâd (a.s.) döneminde beraat (teberrâ) meselesi: Beraatın düşünceden kitlesel akıma dönüşmesi

ÖZEL: İmam Seccâd (a.s.) döneminde beraat (teberrâ) meselesi: Beraatın düşünceden kitlesel akıma dönüşmesi

Ehl-i Sünnet’e mensup bulunan Hârizmî’nin naklettiği bir rivayet, Şeyhayn’ın Âşûrâ hadisesindeki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Hârizmî’nin rivayetine göre, İmam Hüseyin (a.s.) mübarek sakalını kendi kanıyla boyamış ve şöyle buyurmuştur: Dedem Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna çıkıncaya değin bu halde kalacağım; kanıma boyanmış vaziyette, “Ya Resûlullah! Beni falan ve falan öldürdü!” diyeceğim.