Ancak böyle yapmadığını görüyoruz; zira el-Osmaniyye kitabının yazıldığı dönemde Şiiler arasında esasen böyle bir inanç yoktu. Kur'an'ın tahrif edildiği düşüncesini Şiilikte köklü/orijinal bir unsur olarak gören yazarlar, görünüşe göre bugüne dek bu önemli belgeye hiç dikkat etmemişlerdir.
16.08.2026
4.06.2026
29.04.2026
25.03.2026
16.03.2026
25.01.2026
İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.
Örneğin, Yahya Sinvar gibi şahsiyetler, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) doğumunu anmak için düzenlenen halka açık Mevlid kutlamalarına yalnızca izin vermekle kalmamış, aynı zamanda bunlara katılmıştır. Dahası, İmam Ali b. Ebi Talib için "kerramellâhu vecheh” (Allah yüzünü yüceltsin) gibi saygı ifadelerinin kullanılması...
Ehl-i Sünnet’e mensup bulunan Hârizmî’nin naklettiği bir rivayet, Şeyhayn’ın Âşûrâ hadisesindeki rolünü açıkça ortaya koymaktadır. Hârizmî’nin rivayetine göre, İmam Hüseyin (a.s.) mübarek sakalını kendi kanıyla boyamış ve şöyle buyurmuştur: Dedem Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna çıkıncaya değin bu halde kalacağım; kanıma boyanmış vaziyette, “Ya Resûlullah! Beni falan ve falan öldürdü!” diyeceğim.
Bu esnada, tam şu anda, milyonlarca ruh – Iraklılar, İranlılar, Afganlar, Pakistanlılar, Kuzey Afrikalılar, Orta Asyalılar, Fars Körfezi ülkeleri vatandaşları – Necef’ten Kerbela’ya yapılan dev ve ruhların içini temizleyen bir yürüyüşle sükûnet buluyor. Manevi kurtuluşla siyasi beyanı kaynaştıracak şekilde en doğru sözü söyleyen bir ziyaretçinin bana hafif bir tebessümle söylediği gibi, bu yürüyüş aynı zamanda “terörizme karşı bir protesto”.
Gadir-i Hum Hadisi ve hadisesi hakkında sitemizde yayımlanmış 18 söyleşi, makale ve analiz…
Hakîm Feyyâz Lâhicî’ye (ö. 661) göre, İmamiyye’nin inanç esaslarının büyük ölçüde Mu‘tezile ile benzerlik göstermesinin sebebi ne Mu‘tezile’den etkilenmesidir ne de onların kelam usullerini iktibas etmesidir; aksine bu benzerlik, bir yandan Mu‘tezile’nin felsefeden faydalanmasından, diğer yandan İmamiyye’nin -İmamlarından (a.s.) aldıkları- kelam usullerinin felsefî ilkelerle uyumlu olmasından kaynaklanmaktadır: