Büyük güçlerin gerilemesi doğrudan askeri bozgunlarla değil, piyasaların, müttefiklerin ve rakiplerin o gücün kapasitesini yeniden değerlendirmesiyle (bilişsel kırılmayla) başlar. 1956 Süveyş Krizi bu durumun en somut örneğidir. Birleşik Krallık askeri ya da ekonomik gücünü bir gecede kaybetmemiş, ancak uluslararası sistemin onun Washington’dan bağımsız hareket edebilme yeteneğine olan güveni sarsılmıştır.
29.04.2026
19.02.2026
1.01.2026
22.07.2025
20.06.2025
29.04.2025
"İslâm dünyasında siyer yazıcılığı Urve ve Zührî’nin öncülüğünde, belli bir hizbe hizmet etmek amacıyla, bir açıdan hastalıklı bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. İmam Zeynelâbidin’den (a.s.) nakledilen siyer rivayetlerinin muhtevası, onun bu alana girme nedenini göstermekte ve amacının siyer rivayetlerini tashih etmek ve Ehl-i Beyt’i (a.s.) savunmak olduğunu somut bir biçimde ortaya koymaktadır."
"Güven kaynağımdan ayrı düştüğümden beri kalbimin aynasına güzel yüzü aksediyor. Seni hatırımda taşıyorum canım sevgilim. Canım benim! Allah'ın seni gözetmesi ve esirgemesi için dua ediyorum. Koşullar biraz zorlayıcı olsa da idare ediyorum. Şimdiye kadar ne olduysa iyi oldu. Şu an güzel Beyrut şehrindeyim."
Hz. Hatmî Mertebet’in (Muhammed'in) (s.a.a.) aklı, Sâdır-ı Evvel’dir (ilk sudûr eden). Sâdır-ı Evvel de Akl-ı Küll’dür. Vahiy de Akl-ı Küll’den başka bir şey değildir.
Metafiziğin anlamını kavrayamayanlar onun fizikten ayrı olduğunu sanırlar. Bazıları fiziğin bittiği yerde kocaman bir boşluğun başladığını ve metafiziğin bundan sonra geldiğini savunmaktadırlar. Bu, kuruntudan başka bir şey değil. Öncelikle bilmemiz gereken şey, varlık âleminde boşluk diye bir şeyin olmadığıdır. Hayır, tüm varlık birbirine vâsıldır. Ancak âlemdeki bu ittisalin yanında bir fasl da mevcuttur. Yani mahiyetler birbirlerinden ayrıdırlar.
Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Fuad İzedi, İran’da yayın yapan Ufuk TV’deki bir programda, İran’ın Lübnan Hizbullahı tecrübesini ABD sınırları içerisinde tekrar ettirebileceğini söyledi. Fuad İzedi şu ifadeleri kullandı:
Onlar ve onların çocukları işgal, bölünme ve diktatörlük batağına saplanmış bir toplumda yaşamaya devam etmek zorunda kalacaklar, zira hiçbir şey yapmamanın ve hiçbir fedakârlıkta bulunmamanın bedeli budur. Bu, küçük düşünmenin fırsat maliyetidir. Yenilgici düşünce bireysel olarak rasyonel gibi görünse de uzun vadede toplumu mağlup eder, yani irrasyoneldir.