Taberî, Tarih’inde Ömer b. Hattâb’ın hilafeti döneminde Abdullah b. Abbas ile arasında geçen bir konuşmayı nakletmiştir. Bu konuşmada Ömer, Kureyş’in Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s.) hilafetini engellemek için yürüttüğü faaliyetleri ve bu hususta yaptıkları planlamaları açıkça ikrar etmektedir. Konuşmanın bir bölümünde Ömer, İbn Abbas’a şöyle demiştir...
19.02.2026
1.01.2026
22.07.2025
20.06.2025
29.04.2025
5.01.2025
"Güven kaynağımdan ayrı düştüğümden beri kalbimin aynasına güzel yüzü aksediyor. Seni hatırımda taşıyorum canım sevgilim. Canım benim! Allah'ın seni gözetmesi ve esirgemesi için dua ediyorum. Koşullar biraz zorlayıcı olsa da idare ediyorum. Şimdiye kadar ne olduysa iyi oldu. Şu an güzel Beyrut şehrindeyim."
Hz. Hatmî Mertebet’in (Muhammed'in) (s.a.a.) aklı, Sâdır-ı Evvel’dir (ilk sudûr eden). Sâdır-ı Evvel de Akl-ı Küll’dür. Vahiy de Akl-ı Küll’den başka bir şey değildir.
Metafiziğin anlamını kavrayamayanlar onun fizikten ayrı olduğunu sanırlar. Bazıları fiziğin bittiği yerde kocaman bir boşluğun başladığını ve metafiziğin bundan sonra geldiğini savunmaktadırlar. Bu, kuruntudan başka bir şey değil. Öncelikle bilmemiz gereken şey, varlık âleminde boşluk diye bir şeyin olmadığıdır. Hayır, tüm varlık birbirine vâsıldır. Ancak âlemdeki bu ittisalin yanında bir fasl da mevcuttur. Yani mahiyetler birbirlerinden ayrıdırlar.
Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Fuad İzedi, İran’da yayın yapan Ufuk TV’deki bir programda, İran’ın Lübnan Hizbullahı tecrübesini ABD sınırları içerisinde tekrar ettirebileceğini söyledi. Fuad İzedi şu ifadeleri kullandı:
Onlar ve onların çocukları işgal, bölünme ve diktatörlük batağına saplanmış bir toplumda yaşamaya devam etmek zorunda kalacaklar, zira hiçbir şey yapmamanın ve hiçbir fedakârlıkta bulunmamanın bedeli budur. Bu, küçük düşünmenin fırsat maliyetidir. Yenilgici düşünce bireysel olarak rasyonel gibi görünse de uzun vadede toplumu mağlup eder, yani irrasyoneldir.
Ne yazık ki burada bazıları akıl ile kalbi birbirine karşı konumlandırıyor. Bunlar arasında bir tekabül varmış gibi konuşmamak gerekir. Akıl hiçbir zaman kalbin karşısında yer almaz. Kalp –ki aşkın merkezi de kalptir– akla renk katar ve onu süsler. Akıl da kalbe nizam verir. Akıl ve kalp aslında tek bir şey olup, birbirleriyle işbirliği içindedirler.