İbnü'n-Nedîm'in uzun listesinde Dırar'ın eserleri arasında saydığı bir kitabın bugün elimizde bulunması başlı başına ilginç bir durumdur; zira bu durum, İbnü'n-Nedîm'in ilk dönem kelamcılarının şu an kayıp olan sayısız kitabına dair hazırladığı fihristlerin ne kadar doğru ve gerçeğe uygun olduğunu göstermektedir.
24.09.2026
17.09.2026
11.09.2026
2.09.2026
30.08.2026
27.08.2026
Câhiz'in döneminden sonra Şiilikteki imamet tartışmalarının en önemli meselelerinin, bir bakıma el-Osmaniyye kitabına birer cevap niteliği taşıdığı söylenebilir; dolayısıyla İmamiyye'nin reddiye literatürü, onların imamet bahsindeki en önemli düşüncelerinin de taşıyıcısı olmuştur.
İşte tam da bu noktada el-Osmaniyye kitabı, istemeden de olsa, İmamiyye doktrininin imamet, nass ve ismet konularındaki orijinalliği (asaleti; sonradan doğma veya başka kültürlerle etkileşim ürünü bir inanç olmayışı; çev.), kadimliği ve tarihlendirilmesi açısından önemli bir belgeye dönüşmekte ve araştırmacılarımızın işine yaramaktadır.
Bunun bir örneği, Bağdat'taki Şeyh Tusi'nin kütüphanesi ve medresesidir; 447 (Hicri) yılında Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'in saldırısında düşmanlık ateşine esir düşmüş ve doğal olarak birçok kitap ve paha biçilmez Şii miras yok olmuştur. Hatta Şeyh Tusi'nin kendi teliflerinden bir bölümünün de tam olarak bu nedenle kaybolduğunu biliyoruz.
Sümer Kral Listesi'ndeki Enmeduranki/Adapa figürlerinin Hz. İdris ve Hz. Âdem ile olan tarihsel-dilbilimsel bağlamı, yazının ve astronominin kökenleri.
İbrahim Rabbe şöyle dedi: “Keşke İşmael (שְׁמָעֵאל) [İsmail] Senin veçhin için baki kalsa… [Rab ona şöyle cevap verdi:] “Senin İşmael [İsmail] hakkındaki [sözüne/duana] icabet ettim. Ona bereket vereceğim ve onu Me’od Me’od [Muhammed] vasıtasıyla yücelteceğim; [O,] on iki imamı vücuda getirecek ve [Ben,] onu büyük bir millete dönüştüreceğim. (Tekvin, 17: 18-20)
"Bu makalede, tarihsel kanıtlara ve örneklere dayanılarak, Yezid ordusu askerlerinin Osmaniyye düşüncesinin hâkimiyeti altında oldukları gösterilmiş ve Kufeli olmalarından dolayı onların zorunlu olarak Şiî olmaları gerektiği görüşünün tarihsel bir safsatadan ibaret olduğu ortaya konulmuştur."