“Yahudiler, gerçek anlamda ancak Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin komutası altında, İmam Ali'nin siyasi ve itikadi çizgisini takip edenlerin ve onun velâyetine tabi olanların liderliğinde yenilgiye uğratılabilir. Kur'an'ın şaşırtıcı hikmetlerinden biri şudur: Kur'an'da İmam Ali'nin velâyetinden bahsedilmesi..."
29.09.2026
23.08.2026
10.06.2026
16.05.2026
29.04.2026
30.01.2026
Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.
İbranice נִקְּבוּ (nikvu) ifadesi ve onun Arapça karşılığı olan نقیب (nakib), “seçilmiş ve tensip edilmiş, atanmış” anlamına gelmekte olup, özünde “Allah tarafından bir nass ile belirlenmiş olma” anlamını taşır. Yani, temel olarak dilbilimsel bakımdan, İbranice ve Arapçada birine ancak seçilmiş ve özel olarak atanmışsa “nakip” unvanı verilir.
Arafat bunun üzerine radikal bir soru sordu: “Ya Filistin güçleri füze sahibi olsaydı?” Arafat’ın hesaplaması basit ve stratejikti: Gazze yakınlarındaki büyük bir İsrail kentine —örneğin Aşkelon— İran yapımı Katyuşa füzeleri atılabilseydi, Tel Aviv’den gelecekteki sınırlar ve tavizler konusunda yeni, sert bir pazarlık gücü elde edilebilirdi.
George Habaş, bu mücadele birliğini şu sözlerle özetlemiştir: "Siyonizm ve emperyalizme karşı mücadele, Arap ulusal güvenliği için verilen mücadeledir. Filistin tek başına düşmanla yüzleşemez ve hiçbir Arap devleti de bu mücadelenin altından tek başına kalkamaz."
Hüseyin Şeriatmedari,, Mir Hüseyin Musevi’nin son bildirisini ele aldı: "Toplantıda konuşan Sovyetler uzmanı Gil Lapidus, dikkat çeken bir benzetmeyle şunu söylemişti: Şaşırmış olabilirsiniz; çünkü uzmanlık alanım Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci. Ancak İran için de artık şunu gördük: Bize bir Gorbaçov değil, bir Yeltsin lazım.” Bu cümleyle anlatılmak istenen açıktı: Hatemi, Gorbaçov’du. Görevi ise, Musevi’nin önünü açmaktı.
İmam Cafer es-Sâdık’a atfedilen bu türden rivayetlerin neredeyse tamamını aynı noktada buluşturan ortak özellik ve hedef, Şiî terminolojisinin bilinçli bir biçimde dönüştürülmesi, bu suretle Şiî doktrinlerin altının oyulması ve bu terimlerin Sünnî muadillerinin ön plana çıkarılmasıdır... Öte yandan, tevellânın zaruri bir bütünleyici unsuru olarak teberrânın İmam Cafer es-Sâdık tarafından benimsendiği şüphe götürmez bir gerçektir.