Fârâbî ve İbn Sina’nın Aristoteles ile Yeni Platoncu felsefenin yorumlanmasındaki muazzam payını göz ardı eden ve yalnızca İbn Sina’nın irfanî ve sembolik boyutlarına odaklanan Câbirî, İbn Sina felsefesinin ana gövdesinin bütünüyle Fârâbî ekolüne dayandığı hakikatini ıskalamaktadır.
4.10.2026
2.10.2026
24.09.2026
17.09.2026
15.09.2026
11.09.2026
Şiiliğin argümanlarını çürütmek için devlet destekli ulema sınıfı "Bütün sahabe adildir, aralarındaki savaşlar sadece içtihat farkıdır" doktrinini katı bir dogmaya dönüştürdü. Muaviye'yi eleştirmek, devlete ve dine isyan ile eşdeğer tutulmaya başlandı.
Ancak böyle yapmadığını görüyoruz; zira el-Osmaniyye kitabının yazıldığı dönemde Şiiler arasında esasen böyle bir inanç yoktu. Kur'an'ın tahrif edildiği düşüncesini Şiilikte köklü/orijinal bir unsur olarak gören yazarlar, görünüşe göre bugüne dek bu önemli belgeye hiç dikkat etmemişlerdir.
Neden ilk iki üç asırdaki mezhepsel tartışmalarda kimse Şiileri "Siz Kur'an'ın tahrif edildiğine inanıyorsunuz" diye suçlamamıştır? Hicri ikinci yüzyıldan günümüze ulaşan birkaç metinde, örneğin İbadîlerin yakın zamanda keşfedilip gün yüzüne çıkan ve yayımlanan metinlerinde, Şiilere yönelik onca farklı suçlamaya rağmen Kur'an'ın tahrifi meselesinden hiç söz edilmemiştir.
Aşağıdaki metin, kendisi tarafından yazılan ve Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan "Fizik Felsefesi: Yeni Fiziğin Temel Meydan Okuması" başlıklı kısa bir makalenin çevirisidir. Bunun altında ayrıca Dr. Fahrizade'nin "İslam Felsefesini İhya Etmenin Gerekliliği" başlıklı ikinci ve daha kısa bir blog yazısının çevirisine de yer verdim.
Câhiz'in döneminden sonra Şiilikteki imamet tartışmalarının en önemli meselelerinin, bir bakıma el-Osmaniyye kitabına birer cevap niteliği taşıdığı söylenebilir; dolayısıyla İmamiyye'nin reddiye literatürü, onların imamet bahsindeki en önemli düşüncelerinin de taşıyıcısı olmuştur.
"Tarihsel artı değer sayesinde bilimsel ve endüstriyel devrimler gerçekleşebildi; jeopolitik, deniz gücü aracılığıyla dünyanın kontrolüne doğru ilerlemenin araçlarını sağlarken; iletişim teknolojileri fikirleri, teorileri ve kavramları merkezden farklı çeperlere yaymak için hareket etti. Nihai sonuç, sosyal teorinin ve genel olarak düşünce okullarının Batılı hegemonik merkezlerde geliştirilmesinin yoğunlaşmasıyla sonuçlanan, merkezde benzersiz bir birikim süreci olmuştur."