slogan
     

ABD ve İsrail emperyalistlerinin Suriye ve İran’ı çökertme planları

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, 2014’de CNN’e verdiği röportajda kendi partisiyle zıt düşerek, “Biz [Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti], Suriye’de IŞİD ile müttefikiz,” dedi.

 

 

Brandon Martinez

 

 

Global Research

 

 

Amerikalı yetkililere göre geçtiğimiz birkaç yıl boyunca CIA yaklaşık 10 bin kadar savaşçıyı eğitti ve teçhizatlandırıp Suriye'ye gönderdi – bu da demek oluyor ki CIA, her bir Esad karşıtı asi için kabaca 100 bin dolar kadar harcıyor... Amerika, pervasızca blöfünü sürdürmeye devam ediyor.

 

Hilekâr Amerikalı yetkililer kürsülerden ve sahnelerden “IŞİD'i yenmeliyiz” diye kükreyerek tekrar tekrar vaaz ediyorlar. Fakat utanmazca devam eden bu Orwellian söylemi dillendiren hilekârların ta kendileri, aynı grubun en büyük silah ve mühimmat tedarikçileri, aynı sefillerin ve onların Suriye, Libya, Irak ve diğer yerlerdeki müttefiklerinin en bonkör hamileri.

 

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, 2014'de CNN'e verdiği röportajda kendi partisiyle zıt düşerek, “Biz [Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti], Suriye'de IŞİD ile müttefikiz,” dedi.[1]

 

“Eğer biz Suriye'de IŞİD müttefiklerini silahlandırıp onlar için güvenli bir alan yaratmamış olsaydık, IŞİD Irak'ta güçlenemezdi,” diyen Senatör, sözlerine “Biz şu an bu konumdayız çünkü biz Suriyeli asileri silahlandırdık,” diye devam etti, çoğunluğu Vahabi-Selefi radikallerden olan asileri.

 

Paul, yakınlarda, Mayıs 2015'de verdiği bir başka röportajda, elini daha da yükselterek, IŞİD'in yükselişinin sorumlusunun “partisindeki şahinler” olduğunu söyledi. Paul'a göre, onların fanatikleşmiş Kaddafi ve Esad'ı devirme istekleri neticesinde ve bilerek takındıkları uzlaşmaz politika yoluyla Suriye ve Libya'da “ayrım gözetmeksizin mühimmat ve silah dağıtıldı.”[2]

 

Paul'un sözleri, geçenlerde ortaya çıkan bir Amerika Savunma İstihbarat Birimi raporu tarafından da teyit ediliyor. Rapor, gerçek bir Makyavelist gibi, “Suriye'nin doğusunda IŞİD kontrolünde bir Selefi emirliğin,” tampon bölge görevi görerek hem “Suriye rejimini yalnızlaştıracağını” hem de İran'ı geri püskürteceğini söyleyerek, bu durumu hoş karşılıyor. 2012'de Esad karşıtı ayaklanmalar üzerine yazan bu Savunma İstihbarat Birimi analistleri, Washington'un çoşkuyla desteklediği Esad karşıtı koalisyonun, Müslüman Kardeşler ve El Kaide ile bağlantılı Selefi radikaller tarafından domine edildiğini tasdik ediyorlar.[3]

 

Haziran 2015'de Washington Post gazetesinde yayınlanan bir makale, CIA'in Suriye'de Esad karşıtı paralı askerleri eğitmek, silahlandırmak ve savaşa sürmek için yürüttüğü gizli operasyon üzerine yaptığı hesaplamalara göre, “Teşkilat'ta, yıllık bütçesi yaklaşık 1 milyar dolara yaklaşan en büyük gizli operasyon” olduğunu ifşa etti.[4] Makaleyi yazan Greg Miller ve Karen Deyoung:

 

“The Washington Post'ta yayınlanan Amerikan İstihbarat teşkilatı eski görevlisi Edward Snowden'den edilinen belgelerdeki harcamalar gözönüne alındığında, bu bir milyar dolar, Suriye ile ilgili operasyonların CIA'in toplam bütçesi içinde yapılan her 15 dolarlık harcamanın bir dolarını oluşturduğunu gösteriyor.

 

Amerikalı yetkililer, geçtiğimiz birkaç yıl boyunca CIA'in yaklaşık 10 bin kadar savaşçıyı eğitip ve teçhizatlandırıp Suriye'ye gönderdiğini söylüyorlar – bu da demek oluyor ki CIA, her bir Esad karşıtı asi için yaklaşık 100 bin dolar harcıyor...

 

CIA, program ve onun bütçesi için herhangi bir yorum yapmayı reddetti. Fakat, Amerikalı yetklililer yapılan harcamanın büyüklüğünü, bu program bütçesinin daha çok maaşlara ve silahlara gittiğini ve yaptıklarının Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu Özgür Suriye Ordusu Güney Cephesine destek olmak için yürütülen milyarlarca dolarlık bir çabanın sadece bir parçası olduğunu söyleyerek savundular.

 

“CIA parasının çoğu, Ürdün'de bulunan gizli eğitim kampları için, teşkilatın desteklediği militanların işlerine yarayacak istihbaratın edinilmesi adına, ve ülke sathına yayılmış savaşçı, mühimmat, ve silah için gerekli lojistik işlerin yönetilmesi için harcanıyor.” 

 

Beyaz Saray'ın yaydığı sahte IŞİD karşıtı yaygaranın gürültüsünden kurtulup baktığımızda, Washington'ın çok daha büyük bir stratejinin peşinde olduğunu iyiden iyiye ortaya çıkıyor: Meşûm böl ve işgal et kumarı ne kadar gerektiriyorsa, Ortadoğu'nun tüm Müslüman grup ve hizipleriyle o kadar oynamak, ve nihayetinde İsrail çıkarlarına hizmet etmek. 2007'de, Irak ve Suriye'deki mevcut durumdan yıllar evvel, Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah, Amerikalı gazeteci Seymour Hersh'e verdiği röportajda, ABD/İsrail önderliğinde bölge aleyhinde soykırım addedilebilecek planların varlığından bahsetmişti. Ödüllü gazeteciye verdiği röportajda, Bush yönetiminin İsrail'le işbirliği içinde bölgede felaket bir iç savaş çıkarmak için çalıştıklarını söylemişti – Avrupa'daki 30 yıl savaşlarının İslam Dünyası'ndaki muadili gibi.- Nasrallah, bunu, İsrail ve ABD ajanları tarafından bölgeyi zayıflatmak ve Siyonist-Amerikan emperyalizmini bölgeye tamamen hakim kılmak için çıkartmaya uğraştıkları bir fitne olarak tanımlamıştı.[5]

 

Mart 2007'de The New Yorker'de, “The Redirection” [“Yeni Yönelim: Terörle Savaşta Düşmanlarımızdan Faydalanmak Yönetimin Yeni Politikası Mı?” (Ç.N.: Türkçe Çevirisi için bakınız)] adıyla yayınlanan muhteşem makalesine göre, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan hemen o yıl Suriye'nin asiler tarafından işgal edilmesi için gerekli zemini yaratmaya çalışıyorlardı.[6] ABD ve İsrail, Suudi Arabistan paralarıyla semirmiş, Şam karşıtı, Esad iktidarının altını kazacak ve İran'ın sonunu hızlandıracak Vahabi-Selefi paralı savaşçıları kayıt altına almayı planlıyorlardı. Hersh bu planı şu cümlelerle anlatıyor:

Bush yönetimi, çoğunluğu Şiilerden oluşan İran'ın altını oymak için  Ortadoğu'daki önceliklerini yeniden şekillendirdi. Yönetim, Lübnan'da, İran'ın desteklediği Şii bir örgüt olan Hizbullah'ı zayıflatmak için, Sünni Suudi Arabistan hükümetinin desteğiyle gizli operasyonlar yürütmeye başladı. ABD, yine İran ve müttefiki Suriye'yi hedef alan gizli operasyonlarda da yer alıyor. Bu faaliyetlerin yan ürünlerinden biri ise İslam'ın bir çeşit savaşçı türünü benimsemiş olan, ABD düşmanı, El-Kaide sempatizanı aşırıcı Sünni grupları desteklemek.[7]

 

Hersh, Bush yönetimine yakın yetkililere atfederek, CIA'in gizli yürüttüğü bir operasyonla radikal ve Suriye karşıtı militanları aradığını, “finanse etme işini Suudilere bıraktığını, ya da kongre sürecine girmeyecek yöntemlerle hallettiğini” yazdı.

 

Hersh'in kaynaklarına göre, “Suudi Arabistan hükümeti, Washington'ın onayıyla, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ı zayıflatmak için gerekli fonu ve lojistik yardımı sağlayabilir.” Suudileri aracı olarak kullanmak, Washington'a da makul bir inkar etme seçeneği sunuyor. Hersh'in yazdığına göre, “İsrailliler, Esad üzerine böylesi bir baskı kurmanın onu daha uzlaşmacı ve müzakereye açık hale getireceğine inanıyorlar.”[8]

 

Pentagon'un İslam Dünyasına Yönelik ‘Böl ve Yönet' Planı (The Pentagon Plan to ‘Divide and Rule' the Muslim World) isimli makalesinde, güvenlik uzmanı akademisyen Nafeez Ahmed, 2008 tarihli bir RAND Corporation raporunda  böylesi savaş çığırtkanı ve gerginlik yaratacak bir stratejinin açıklandığının altını çiziyor.[9] Pentagon destekli bu çalışma grubu, İslam Dünyası'ndaki Batı ve İsrail emperyalizmi karşıtı tutumu kırmak ve rayından çıkarmak için, İslam Dünyası'ndaki tüm tarafları birbirine karşı kullanmak gerekliliğini savunuyor. Bu George Orwell'in distopik kitabı 1984'ünü andıran stratejistler, öncelikle tüm Arapları ve Müslümanları -Selefiler, Şiiler, Sünniler, Seküler Arap Milliyetçileri, Komünistler, Bassçılar ve sair- birbirlerine karşı sürülmeye hazır paralı askerler gibi tanımlayıp ve zaten halihazırda var olan rekabetleri derinleştirip, yaraları kaşıyarak, ortaya çıkacaklardan azami fayda sağlamaya çalışılmasını salık veriyorlar.

 

RAND'in böl ve işgal et hedefleri, İsrail'in etrafındaki Arap ülkelerini etnik ve dini çizgiler üzerinden küçük siyasi yapılara bölmeyi öneren jeo-politika kitabı “1980'lerde İsrail Stratejisi” (A Strategy for Israel in 1980s) kitabının yazarı İsrailli Oded Yinon'un çirkin reçetesiyle korkunç derecede benzer. Makyavelist manifestosunda, Yinon, “Araplar arasındaki her çeşit münakaşa kısa vadede bize yardım edecektir ve Irak'ı, Suriye ve Lübnan'daki gibi küçük parçalara bölme amacına giden yolumuzu kısaltır.”[10]

 

İsrailli militarist, neşeli bir şekilde İran-Irak savaşını, birbirlerini kırdıkları savaşlara yönelik en iyi örnek olarak anıp, İsrail'in temennisinin bu gerilimin artırması, ve tarafların yatışmamasını olması gerektiğini söylüyor ve bu savaştan Siyonist çıkarlar için faydalanması gerektiğini biliyor. Haziran 2014'de kendisiyle yapılan röportajda, ömrünü Yahudi emperyalizmine adamış İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, kendi Yinonite ideolojisini, Tel Aviv'in arzusunun Sünni ve Şii müslümanların birbirleriyle savaşmaları olduğunu, onlar birbirlerini güçsüz düşürdüklerinde, İsrail'in hasadı toplamak için orada olacağı, şeklinde açıklıyor.[11]

 

İsrail liderinin bu vicdandan nasibini almamış arzusunu dikkate almamak imkansız. Netanyahu'nun Likud Partisi, sadece Filistinlilerin elinde son kalan toprakları da ele geçirmeye adamış değiller, aynı zamanda da İsrail'in şimdiki sınırlarının ötesine uzanan –“Büyük İsrail” dedikleri bir ülkenin hayallerini kurmaktadırlar. Netanyahu sadece kokuşmuş “teröre karşı savaş” doktrininin arkasındaki zihin dünyasını anlamak için harika bir örnek değil, aynı zamanda Amerikan dış politikasını domine eden yeni muhafazakarların öncelikle ve herşeyden fazla İsrail'e sadık oldukları gerçeğinin yanında, bu deliliğin ardındaki mantığı kavramak için çok önemli bir isim. 

 

 

Suriye'yi parçalamak

 

Batı tarafından desteklenen IŞİD militanları Şam yolunda kafa kesmeye devam ederken, Amerikan dış politikasının şahinleri şimdi de Suriye'de tam bir parçalanma planlıyorlar, tabii Siyonist yeni muhafazakarların balkanlaştırma planlarıyla uyumlu bir biçimde.

 

İsrail ve Amerikan İmparatorluğu yanlısı, prestijli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü, en son yayınladığı zalimlik dolu destansı raporunda, küstahça Suriye'nin parçalanmasını istiyor, ve işi ABD'nin örtülü bir işgal ile bu Arap ülkesini alması ve İsrail hizmetine vermesi gerektiğine kadar getiriyor.

 

Haziran 2015'de “Suriye'nin Yapısökümü: Konfederasyon Yolunda Bölgesel Bir Çözüme Doğru” (Deconstructing Syria: Towards a Regionalized Strategy for a Confederal Country)[12] ismiyle yayınlanan raporda, yeni muhafazakar ideolog Michael O'hanlon, “Suriye'nin güçlü bir merkezi hükümetten arınmış, otonom bölgelerden oluşan zayıf konfederal bir yapı” olması gerektiğine dair beklentilerini ana hatlarıyla açıklamakta. (Sayfa 3) Bu “güvenli bölgeler” Amerikan Özel Kuvvetleri ve onların eğittiği “Suriye Muhalefeti'nden” erlerin kontrolünde olacaklar. Özellikle, O'hanlon, ABD'ye ve onun bölgesel vasilerine, “bu yerel güvenli bölgelerin gerek Amerikan Hava Kuvvetleri, gerekse Özel Kuvvetler tarafından şartlar elverdiğince savunulması gerektiğini, bu durumda Suriye Muhalefeti'nin Suriye içinde güvenli bölgeler kurup, genişletmek ve bu bölgeleri birleştirmek olanaklarını arayabileceklerini” anlatıyor. O'hanlon'a göre, yine bu “Güvenli bölgeler, muhalefetin savaşçı toplama ve eğitme kabiliyetlerini artırıp, bu süreci hızlandıracak, ayrıca bu temel eğitim süreçlerinde, savaşçılar toplulukları içinde yaşayacaklarından onlara da yardımcı olabileceklerdir.” (S. 3)

 

O'Hanlon ayrıca, Amerika'nın “silah ve mühimmat akışı ile [Suriyeli militanlara] yapılan diğer yardımlar” için milyarlarca dolarlık harcama yaptığını kabul ediyor ve bu sözde “ılımlıların” “dağınık gruplardan oluşan, ortak vizyonları olmayan ve savaş alanında hayatta kalma yeteneklerinden yoksun” etkisiz savaşçılar olduğunu iddia ediyor.

 

O'Hanlon'a göre, ılımlılık ABD yardımı için bir ön şart olmamalı, zaten düşünülebilecek en çirkin karakterleri örtülü bir şekilde destekleyen Washington için böylesi bir mevzu da hiç olmamıştı.

 

Daha sonra raporda, Esad karşıtlığı ile ilgili bölümlerde, O'Hanlon, bahsettiği “güvenli bölgelerin” Esad karşıtı operasyonları başlatabilmek için gerekli tampon bölgeler işlevi göreceğini ve böylece Suriye Cumhurbaşkanı'nı yerinden edebileceğini anlatıp, şöyle yazıyor:

 

“Planın bir kısmı Esad karşıtlığına yönlendirebilir. Ancak, Esad'ın devrilmesi yönünde açık bir askeri hedef koymamalı, en azından yakın dönemde. Onun yerine, Esad'ın yönettiği bölgeleri kısıtlamanın yolları aranmalı. Ve eğer sürgüne gönderilmek konusunda uzun süre ayak direrse, nihayetinde hükümeti doğrudan tehlikeye düşecektir, hatta kendi hayatı dahi. Plan, Esad'ın tasfiye edilmesi yolunda, ama ona bir süre boyunca müzakere etme fırsatı tanıyor ki, eğer yeterince akıllıysa böylesi bir fırsattan yararlanacaktır.” (s. 10)

 

O'Hanlon, “ülkenin tamamen parçalanması” üzerinde duruyor. (s. 11) Bu taksim planı açık bir şekilde Esad'ı baskı altına almak ve mümkünse onu kışkırtıp ABD kontrolünde bulunan bir “güvenli bölgeye” saldırtmak amacında, ki böylesi bir saldırı O'Hanlon'a göre Washington için Şam'a doğrudan saldırabileceği bir bahane verecektir: “Eğer Esad, ılımlı güçlerin Amerika ve diğer yabancı ülkelerce desteklendiği bu kurtarılmış bölgelere saldıracak olursa, ... Amerika hızlı ve güçlü bir şekilde hatta orantısız bir güçle karşılığını vermeye hazır olacaktır.” (s. 13)

 

Brookings Enstitüsü'nün bu planı, 2007'den bu yana üzerinde uğraşılan Suriye'yi parçalama planlarının en gelişmiş halini temsil ediyor. Washington'ın Suriye karşıtı, İran karşıtı, genel olarak İslam karşıtı ajandasının, hem Bush yönetiminin hem de Obama'nın üstünde olduğunu gösteriyor ve bu da kim seçilirse seçilsin, perdenin arkasında bir ‘gölge hükümetin' –yeni muhafazakarların domine ettiği silah endüstrisi- varlığının altını çiziyor. Obama'nın Beyaz Saray'a çıkması, Siyonist-Amerikan İmparatorluğu'nun kan emici hedeflerini savaştan bıkmış halka hoş göstermek amacında olan bir halkla ilişkiler taktiğinden fazlası değildi. 

 

 

 

www.medyasafak.net

 



[2]“Rand Paul says GOP hawks ‘created' ISIS,” New York Post, May 27, 2015. http://nypost.com/2015/05/27/rand-paul-says-gop-hawks-created-isis/

[3]Brad Hoff, “2012 Defense Intelligence Agency document: West will facilitate rise of Islamic State ‘in order to isolate the Syrian regime',” The Levant Report, May 19, 2015.  http://levantreport.com/2015/05/19/2012-defense-intelligence-agency-document-west-will-facilitate-rise-of-islamic-state-in-order-to-isolate-the-syrian-regime/

[4]Greg Miller and Karen DeYoung, “Secret CIA effort in Syria faces large funding cut,” Washington Post, June 12, 2015. http://www.washingtonpost.com/world/national-security/lawmakers-move-to-curb-1-billion-cia-program-to-train-syrian-rebels/2015/06/12/b0f45a9e-1114-11e5-adec-e82f8395c032_story.html

[5]Seymour Hersh, “The Redirection,” The New Yorker, March 5, 2007.http://www.newyorker.com/magazine/2007/03/05/the-redirection?currentPage=all

[6]a.g.m.

[7]a.g.m.

[8]a.g.m.

[9]Nafeez Ahmed, “The Pentagon plan to ‘divide and rule' the Muslim world,” Middle East Eye, April 3, 2015.http://www.middleeasteye.net/columns/pentagon-plan-divide-and-rule-muslim-world-1690265165

[12]Michael O'Hanlon, “Deconstructing Syria Towards a regionalized strategy for a confederal country,” Brookings Institute, June 2015. http://www.brookings.edu/~/media/research/files/papers/2015/06/23-syria-strategy-ohanlon/23syriastrategyohanlon.pdf

 

Öne Çıkan Haberler

Leyla Halid Medya Şafak'a konuştu: Filistin Halkının ön

60291-leyla-halid-1.jpg

Enis Nakkaş: ABD'nin Suriye'de geleceği yok, Trump Suri

thumbnail_image1.png

FHKC Siyasi İlişkiler Başkanı Semir Loubani Medya Şafak

DReYGIYWkAApvdD.jpg

Leyla Halid, Medya Şafak'a konuştu: Oslo Anlaşması ipta

leyla-halid-1.jpg

FHKC-Genel Komutanlık Lideri Ahmed Cibril'in el-Meyadin

ahmedcibril-velayeti-16.jpg

ÖZEL: İlk kez: Devrim Muhafızları ve Hizbullah'ın Bosna

48330-hqdefault.jpg

ÖZEL: Leyla Halid, Medya Şafak'a röportaj verdi

Leila_Khaled.jpg