Savaş açmakla tehdit ettiğiniz İran, bir ulus devletten ibaret değildir ve bölgesel hatta küresel bir direnişi tutuşturabilecek bir inanç sistematiğinin, Velayet-i Fakih kurumun da bayraktarıdır. İslam’ın devrimci evlatları ve yeryüzünün tüm anti emperyalist güçleri egemen dünya sisteminin enerji damarlarını kesebilecek ve “petrol kuyularının siyasi örgütlenmesi” konumundaki işbirlikçi, gerici Körfez krallıklarının camdan saraylarını tuzla buz edebilecek, kısacası dünyanızı başınıza geçirebilecek potansiyele sahiptir!
26.05.2024
15.01.2024
24.06.2023
3.02.2023
19.01.2022
29.11.2021
36 zanlı arasında; Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Suriye, Ürdün, BAE ve Katar'ı da içerdiğine inanılan bölgesel Arap ülkelerinden 7 yerel ajan da vardı. Bu kişilerin çoğu ya kendi ülkelerinin yetkilileri ya da Direniş Cephesi tarafından yakalandılar ya da öldürüldüler.
Süleymani suikastından bir buçuk yıldan fazla bir süre sonra, Direniş Ekseni içindeki kaynaklar The Cradle'a Nasrallah'ın Süleymani'den kalan pek çok bölgesel dosyanın fiili varisi olduğunu söylüyor. Bunların hiçbiri, Süleymani'nin Kudüs Gücü’ndeki halefi ve Nasrallah’ın rolünü tamamlayan İsmail Kaani'nin yetkinliği hakkında herhangi bir olumsuz ima içermiyor.
Bu nedenle, Dubai'deki 7 Temmuz patlamasının İslami İran ile İsrail arasında devam eden bölgesel hibrit savaşla ilgili olduğunu varsaymak makuldür. Dubai olayı, İsrail'in son günlerde bölgesel vekiller aracılığıyla kayıplarını gizlediği tek örnek değil. Bu yılın Nisan ayında da Siyonizm yanlısı Kürdistan Bölgesel Hükümeti, Irak'ta Mossad ajanlarının öldürüldüğünü iddia eden haberleri yalanlamıştı.
Elbette, Kudüs Gücü lideri General Kaani’nin Hac Kasım Süleymani döneminde Afgan meselelerinde uzmanlaştığını, dolayısıyla kendisinin de orada olduğunu ve Afganistan'daki farklı tarafları bir araya getirmeye yardım ettiğini çok iyi biliyoruz. Mevcut bölgesel destekten bahsetmiyorum bile.
Zira çatışma, "intikam" güdüleriyle yapılan ya da taktiksel savaşlardan ümmetin kalbi, Peygamberinin miraç yolu ve ilk kıblesi için verilen bir mücadeleye dönüşmüştür. İşgal altındaki Kudüs nedeniyle bölgesel bir savaş açma tehdidi inkâr edilemez bir hakikattir ve "Kudüs Kılıcı" savaşından sonra işgalcilerin yenilgisinin taktiksel düzeyden stratejik aşamaya döndüğünü doğrulamaktadır.
Sandalyeye oturduğunda 20 yıldır basına röportaj vermediğini söyledi. Kabaca bir hesaplamayla kendisine Kudüs Ordusu komutanlığının tevdi edilmesinden bu yana… Fakat söyleşinin konusu bu kez Hacı Kasım’ın bize olumlu yanıt vermesine neden oluyor: 33 Gün Savaşı. Konu Hacı Rıdvan’a gelince yavaş yavaş sesinin rengi değişiyor...