Bizler aklın misalleriyiz, akıl bizim misallerimiz değildir... Buraya dikkat ediniz. İlâhî âlemin aklı mı misaldir, yoksa bizler mi aklın misalleriyiz? Misal olan bizleriz; asıl olan onlardır (akıllardır).
4.09.2025
24.03.2025
3.09.2024
1.02.2024
1.09.2023
7.04.2023
"İşte o zaman Kojève, tarihin sonu hakkındaki liberal okumasıyla ortaya çıktı. Bu teori kanatlarda bekliyordu, SSCB'nin çöküşünden sonra Fukuyama Batı'ya bunu hatırlattı ve küreselci merkezler onu alıp uygulamaya başladılar. Tek kutuplu dünya düzeni, Hegelci eskatolojinin liberal versiyonuna dayanıyordu."
Bu, İbn Sînâ’nın sözüdür. Yani İmam Ali’nin diğer sahâbîlere, hatta diğer insanlara nispeti, makulün mahsusa nispeti gibidir. Makulün mahsusa ne nisbeti vardır? Mahsus göz önünde olan, zâhir olan şeydir. Gözle görülen, kulakla işitilen veya diğer duyu organlarıyla algılanandır. Fakat makul, mahsusa göre çok üstündür. Makul, akılla anlaşılabilecek bir şeydir.
Dilin bir mahiyeti vardır. Buna, dilin yapısı, “structure” diyorlar. Yani Çince, Farsça, Arapça, İngilizce vs. dillerin suretleridir. Dilin yapısı dediğimiz ise insanın fıtratıdır. İnsanın yapısı, dilin yapısıdır. İnsan dilden ibarettir. Bu yapı insanın yarattığı bir şey değildir. O yapı olmasa insan hiçbir dili de konuşamaz. Kelimeler, lafızlar, dilin nâzil olmuş en aşağı mertebesinden ibarettir.
"Din, sanat ve felsefe, insanlığın en üstün idrak mertebeleridir. Tabii ki bilimin de yeri başkadır. Biz burada bilimi küçük görmüyoruz fakat felsefe daha üstten bakıyor, bilim ise deney ve tecrübe düzeyinden. Sonuçta deneyi de muteber sayan yine akıldır. Dolayısıyla akıl mutlak hâkimdir."
Çin'in ekonomik ve teknolojik başarısı, çökmekte olan Batılı neoliberal hiper-bireyciliğin körü körüne taklit edilmesinden çok, Komünist Parti ve onun hükmedip yönlendirdiği devlet aygıtı tarafından yukarıdan dayatılan kolektivizm ve ahlaktan kaynaklanmaktadır. Bu kolektivist ahlakın dikkate değer bir örneği, Çin'in hararetli ve bitmez tükenmez yolsuzlukla mücadele kampanyasıdır.
Beden ve ruh ilişkisi de buna benzer. Yani ruhun bedene ihatası vardır. Tırnağın ucundan, bir saç teline kadar insanın bedeninin her noktasına ihatası vardır. Bunlar inzimami olarak birbirine daha sonradan yapıştırılmış şeyler değildir. Aynı şekilde şu taraf ruh, şu taraf da bedendir diye sınır çizemezsiniz. O halde iki şey olmalarına rağmen aralarında ittihat söz konusudur.