Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir:
27.08.2025
25.06.2025
12.11.2024
15.03.2024
7.04.2023
28.09.2022
Veda Haccı’nda Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte yetmiş bin, yüz bin veya daha fazla sayıda sahâbî bulunmaktaydı. Bu yıl nübüvvetin son yılıydı. Sahâbe, temettu haccının durumunu Hz. Peygamber’den (s.a.a.) dinlemiş, sert ve uzun tartışmalardan sonra onunla amel etmişti. Bütün bunlara rağmen Halife Ömer onlara temettu umresini/haccını yapmayı yasaklayabilmiş, bu konuda emrine muhalefet edenleri cezalandırabilmiştir. İmam Ali (a.s.), Mikdâd, Ammâr gibi birkaç sahabî dışında bu durumun önünde durmaya kimse cüret edememiştir.
Bu hafta, Taliban liderliğinin talebi üzerine İran, hareketin enerji ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olmak için Afganistan'a petrol ve gaz tedarik etmek için harekete geçti. İran'ın Afganistan'a petrol ihracatı hacmi günde yaklaşık 20.000 varil olup, bunun Taliban yönetiminin ilk aylarında ikiye katlanması bekleniyor. Taliban, İran malları üzerindeki vergileri %70 oranında düşürmeye de karar verdi.
Esasında Muâviye Hz. Resûlullah’a (s.a.a.) lanet etmek istiyor, fakat açıktan yapamıyor. Muâviye’nin İmam Ali (a.s.) ve Ehl-i Beyt ile savaşı Allah Resûlü ile yapılan bir savaştır. O, Resûlullah (s.a.a.) ile savaşmaya gücü yetmediğinden Ali ile savaşmıştır.
Dr. Harrazi, ertesi gün Savunma Konseyinin toplanacağını ve kimyasal saldırılara misliyle karşlık vermenin İslam’a göre caiz olup olmadığına karar vermek zorunda olduğunu söyledi. Ertesi gün İmam Humeyni’nin misilleme için dahi olsa kimyasal silah kullanımını yasakladığını öğrendik.
“Vahyanî akıl”, tümel akıldır. Tümel akıldan daha yukarıda bir akıl bulunmamaktadır. Tümel akıl şudur: Tüm varlıklar makuldür. Bir diğer itibarla varlık ilim ve idrakin ta kendisidir.
Biz yokluğa dair bir anlayışa sahibiz, yokluğun ne demek olduğunu biliriz. Biliriz ki yokluk olmayan, var olmayan şeydir. Bunu biliriz ancak yokluk mevcut değildir. Gerçekliği yoktur, yokluk nerededir? Yokluğun bulunduğu bir yer yoktur ki… Fakat benim ona dair bir tasavvurum var. (kendisine değil, kavramına; haz.)