Fârâbî ve İbn Sina’nın Aristoteles ile Yeni Platoncu felsefenin yorumlanmasındaki muazzam payını göz ardı eden ve yalnızca İbn Sina’nın irfanî ve sembolik boyutlarına odaklanan Câbirî, İbn Sina felsefesinin ana gövdesinin bütünüyle Fârâbî ekolüne dayandığı hakikatini ıskalamaktadır.
30.05.2026
9.12.2025
9.10.2025
9.08.2025
5.07.2025
14.06.2025
Tevrat’ın Çıkış Kitabı’nda, peygamberliğe seçilip İsrailoğullarını doğru yola iletmekle görevlendirildiğinde Hz. Musa (a.s.) ile Tanrı arasında şöyle bir konuşmanın geçtiği yazar: “İsraillilere gidip, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi’ dersem bana, ‘O’nun adı nedir?’ diye sorabilirler. O zaman onlara ne diyeyim?’ dedi. Tanrı Musa’ya, ‘Ben, Var Olan’ım.’ İsrail halkına, ‘Beni size Var Olan gönderdi’ diyeceksin,’ dedi.
"İslâm dünyasında siyer yazıcılığı Urve ve Zührî’nin öncülüğünde, belli bir hizbe hizmet etmek amacıyla, bir açıdan hastalıklı bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. İmam Zeynelâbidin’den (a.s.) nakledilen siyer rivayetlerinin muhtevası, onun bu alana girme nedenini göstermekte ve amacının siyer rivayetlerini tashih etmek ve Ehl-i Beyt’i (a.s.) savunmak olduğunu somut bir biçimde ortaya koymaktadır."
"Bu makalede, tarihsel kanıtlara ve örneklere dayanılarak, Yezid ordusu askerlerinin Osmaniyye düşüncesinin hâkimiyeti altında oldukları gösterilmiş ve Kufeli olmalarından dolayı onların zorunlu olarak Şiî olmaları gerektiği görüşünün tarihsel bir safsatadan ibaret olduğu ortaya konulmuştur."
Nasrallah ve antisemitizm hakkındaki tüm anlatılara rağmen, Beyrut'taki Maghen Abraham Sinagogu'nun yeniden inşasına yardım edenin Nasrallah yönetimindeki Hizbullah olduğunu göz önünde bulundurmakta fayda var. Arab News, Nasrallah'ın “Sinagog dinî bir ibadet yeridir” ve “Restorasyonu memnuniyetle karşılanır” dediğini aktardı. Nasrallah, 2012 yılında Filistin'le ilgili bir tartışma sırasında Julian Assange'a şunu söylemişti:
Sonuç olarak, emperyalizm, özellikle de ABD ile İsrail arasındaki ilişki, İsrail'in ABD'nin eyaletlerinden biri sayıldığı, ancak daha ileri bir yerde olduğu ve bu organik bağın hiçbir zaman gizlenmediği göz önüne alındığında; iyi, kötü veya tereddütlü olarak tanımlanamaz. Önceki satırlarda göstermeye çalıştığımız şey işte budur.
Evet, Sina'yı geri verdiler ama onun yerine Mısır'ı aldılar! Bu arada bu sadece Arap-Siyonist mücadelesiyle değil, aynı zamanda Sovyetler Birliği'ne karşı yürütülen Soğuk Savaş ve “el-infita77” olarak bilinen bölümde Mısır ekonomisinin Amerikan ve Batılı şirketlere açılmasıyla da ilgiliydi.