Mansûr, kendisinin mutedil kabul ettiği fıkıh mezheplerini oluşturma veya destekleme yoluna gitmiş ve bu çerçevede, İbn Abbas’ın Müminlerin Emiri Ali’nin fıkhıyla örtüşen fıkhî görüşlerinin yaygınlaşmasını engellemeye çalışmıştır. Bu bağlamda, Medine’nin Hadis Ehli’ne mensup fakihi Mâlik ile uzlaşmış ve kitabını neşretmesi için onu teşvik etmiştir. Aynı şekilde Ebû Hanife’yi ve Mürcie’yi kazanmayı ümit etmiş ve Amr b. Ubeyd’i ve Mu‘tezile’yi himaye edip tercüme hareketine zemin hazırlayacak girişimlerde bulunmuştur.
21.11.2025
25.07.2025
6.11.2023
15.07.2023
2.06.2023
21.02.2023
"Din, sanat ve felsefe, insanlığın en üstün idrak mertebeleridir. Tabii ki bilimin de yeri başkadır. Biz burada bilimi küçük görmüyoruz fakat felsefe daha üstten bakıyor, bilim ise deney ve tecrübe düzeyinden. Sonuçta deneyi de muteber sayan yine akıldır. Dolayısıyla akıl mutlak hâkimdir."
Mesela, enerjiyle tedavi yapanlar bunun bir irfan olduğunu iddia ediyorlar. Ben enerji tedavisini inkâr etmiyorum, enerjiyle tedavi belki de yapılabiliyordur, ben bunu reddetmiyorum. Ama enerji maddidir. Neden maddidir, çünkü ölçülebilir bir şeydir. İrfan ise manevi meselelerle ilgilidir. Siz manayı maddi bir araçla ölçemezsiniz.
Cisim ruhtan, ruh da cisimden ayrı değildir. Cisim, ruhun iniş yaptığı bir mertebedir. Bugünkü bilimsel ifadeyle “psikosomatik”; yani ruhla bedenin ilişkisi vardır. Ruh ve beden birbirine o kadar bağlıdır ki adeta tek bir şeydirler. Aslında aynı hakikatin iki mertebesidirler. Ruh, insanın bedeninden daha üstte olan bir mertebedir, beden de ruhun iniş mertebesidir.
Gerçekten de akıl, Ehlibeyt’ten gelen rivayetlerde övüldüğü kadar başka hiçbir yerde övülmemiştir. Mesela Kütüb-i Sitte’ye baktığınızda aklın çok az söz konusu edildiğini görürsünüz. Ancak bir de Usûl-i Kâfî’ye bakın. Usûlu Kâfî Ehlibeyt rivayetleridir. Bakın İmamlar (a.s.) aklı ne kadar övmüşler!
Siz neyi görüyorsunuz, ışığın kendini mi yoksa ışığı yansıtan şeyleri mi? Bu masa ışığı yansıtan şeydir, ona ışık vurduğu için biz onu görüyoruz. Ancak ışığın kendisi bir yere düşmüyorsa yani bir yerden yansımıyorsa görülebilir mi? Işık boşlukta görülemez. “Mutlak ben” de böyledir. Siz kendi “ben”inizi göremezsniz, daima “inzimamî ben”inizi görürsünüz. Yani kendinizi daima bir hâl üzere görürsünüz.
Bu âyet-i kerimenin ışığında şunu söyleyebiliriz: Toplumu yönetme hakkı olanlar; peygamber, ondan sonra vasi (Rabbanî) ve ondan sonra da yeterli donanıma sahip adil bir fakihtir (ahbâr).