Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir:
4.11.2022
16.02.2022
28.05.2021
4.11.2019
13.06.2017
23.02.2017
Filistin Yahudi Komisyonu’ndan Rabbi Fischmann’ın, 9 Temmuz 1947’de Birleşmiş Milletler Filistin Özel Komitesi’ne hitaben: “Vaddedilmiş topraklar Nil Nehri’nden Suriye ve Lübnan’ın bir kısmını da içine alarak yukarıya Fırat’a kadar uzanır.” dediğini yazar Michel Chossudovsky.
Allah’a kasem ediyorum ki Sahihu İbn Hibban’da, Müsnedu Ahmed’de Ali (a.s.) ve Ehl-i Beyt hakkında nakledilen rivayetler Sahihu Müslim’de geçseydi kesinlikle bu esere "sahih" demezlerdi! Aynı nedenden dolayı Buharî’nin Müslim’den daha sahih olduğunu söylüyorlar.
Muhammed Abduh, Kabü’l-Ahbar'ı İslam kültürüne batıl İsrailiyat ürünlerini yerleştiren şahıs olarak tanıtmaktadır. Kabü’l-Ahbar İslam kültürüne İsrailiyatı nasıl sokmuş? O, Ebu Hureyre’yi seçmiş, Ebu Hureyre de bunları Kab’a değil de Hz. Resûlullah’a (s.a.a.) nispet etmiştir.
Ebu Merzuk, İran’la bağların restore edilmesinin, ilerleme halinde bir mesele olduğunu söyledi ve “Tahran’la ilişkilerin önceden olduğu gibi olduğunu düşünmüyorum, fakat onarmak için çabalar var” dedi. (bu cümle h.söz isimli sitede "Tahran ile ilişkilerin bir daha eskisi gibi olacağını sanmıyorum" şeklinde çevrilmiş; Medya Şafak)
Medya Şafak olarak, Şia'nın zengin fikri ve politik tarihi ile kesişen konularla ilgili, ilmi ve akademik formda makaleler çevirmeye devam edeceğiz...
Siyonist rejimin geçtiğimiz günlerde aldığı yeni yerleşim kararı, Gazze Ateşkesinde varılan anlaşmanın açık ihlali anlamına geliyor.