Mehdî ismi, tevatür derecesine ulaşmış birçok hadiste Âl-i Muhammed’in Kâimi (a.f.) için kullanılmıştır. el-Urfü’l-verdî adlı eserde bu ismin geçtiği 178 rivayet mevcuttur. Abbasî hanedanının ilk halifesi Seffâh ile yapılan biat da, esasında, onun Mehdî olduğu iddiası üzerine gerçekleştirilmiştir. Abbasî döneminin başlarına tarihlendirilen bir şiirin bir beytinde, Seffâh, Hâşimoğullarının Mehdî’si olarak nitelenmiştir:
19.02.2024
27.05.2023
7.04.2023
4.11.2022
28.07.2022
16.09.2021
Yani İbn Teymiyye bu hadisi Yezid’e uyguluyor. Ona göre Yezid veliyyü’l-emirdir ve imamdır. Ona biat etmeksizin ölen kimse câhiliye ölümü üzere ölür! İbn Teymiyye’nin bu nazariyesi ile ‘‘imam zalim dahi olsa ona biat edilmesinin vacip olduğu’’ sonucu çıkıyor. Evet, biz aksi görüşteyiz. Bu Râfızîlik ise evet, biz Râfızîyiz!
İmam Humeyni ilk görüşmesini Yaser Arafat ile Irak’ta gerçekleştirdi. Bu ilişkiler daha sonra Devrim Muhafızları liderliğini devralan İranlı gençler için 1969 yılında, eğitim kamplarının kurulmasıyla sonuçlandı. Fetih Hareketi başlangıçta İran Devrim Muhafızları’na silah sağladı. İmam Humeyni de, humus paralarının ve şer’î vergilerin Filistin Devrimine bağışlanmasına izin verdi.
Buharî'ye göre Haricî lider İmran b. Hıttân’da herhangi bir problem yok! Ama Câ’fer b. Muhammed es-Sâdık’ta sorun var! İmam Medine’de yaşamıştır. İlginç olan nokta şudur ki İmam Sâdık’ın talebelerinden bir grup Buhârî’nin şeyhlerindendir. Buhârî’nin bunlardan rivayeti var, ama İmam Sâdık’tan (a.s.) tek bir rivayeti yok!
Bir hadisin isnâdı sahih olduğu halde İmam Ali (a.s.) için bir fazilet ve bir menkıbe ortaya koyuyorsa bilginler ‘‘hadiste bir münkerlik vardır’’ diyerek kriterlikten düşürmeye çalışırlar. Çünkü hadis, İmam Ali’ye bir hususiyet tahsis etmektedir. Bu aslî ilkeyi tesis eden Muaviye ve İbn Teymiyye’dir.
Bugünkü konumuz ise Resûl-u Ekrem’in (s.a.a.) vasilerin efendisi Ali b. Ebû Tâlib’e buyurduğu “Ey Ali! Sen benden sonra halifemsin” hitabını içeren hadisidir.
Ancak bugün Suriye’de Baver-373 sisteminin yerleştirilmesiyle birlikte -Rus S-300 sistemine kıyasla daha gelişmiş olması ve Siyonistler ile Batılılar tarafından bilinmeyen yetenekleri dolayısıyla- Tel Aviv’in Suriye’de İran’ın varlığını engelleme çabalarının sonlandığı yorumu yapılabilir.