Bu yazı, İmam Ali'nin (a.s.) Nehcü'l-Belağa'daki hutbe ve hikmetleri bağlamında Hz. Mehdi'nin (a.s.) varlığını tahlil etmeyi ve Ehl-i Sünnet usulcülerinin (İbn Hacer, Ebu Zehre vb.) "yeryüzünün hüccetsiz kalmayacağı" kuralına yaklaşımlarını, Şii epistemolojisi çerçevesinde ilzam kaidesi yöntemiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
10.06.2026
30.01.2026
19.02.2024
8.07.2023
7.04.2023
12.07.2022
Şiî hadis kaynaklarında yer alan ve On İki İmamı müjdeleyen hadislerinden bazıları, Zeydiyye fırkasının büyüklerinden biri olan ve “Ebü’l-Cârûd” adıyla meşhur Ziyad b. Münzir tarafından nakledilmiştir... Bu iddianın kabulü için öne sürülebilecek tanıklardan biri de Abbâd b. Yakub Revâcinî’in (Ebu Saîd Usfurî olarak maruf) günümüze kalan “asl”ıdır.
Rivayetlere göre İmam-ı Zaman (a.s.) insanlık toplumundaki sınıf farklılıklarını ortadan kaldıracak. Elimizdeki rivayetlere göre Mehdi’nin döneminde yeryüzünde hiçbir aç insan kalmayacaktır. Bizim inandığımız, tüm dinlerin inandığı Mehdeviyet budur. Fakat hiç kimse ahir zaman toplumu ve Büyük Dünya Devrimi konusunda Şiiler kadar açık konuşmamıştır.
Bu esasa göre İbn Haldun’un Mehdi hadislerinin tamamını zayıf saydığını söyleyen bazı yazarlar yanılgı içindedirler ve bu bilgi doğru değildir. Çünkü İbn Haldun her ne kadar Mehdi hadislerini zayıf saymaya çalışsa ve Sahihayn’de geçmediğini söylese de bu rivayetin sahihliğini kabul etmek zorunda kalmıştır.
İmam Buharî’nin kendisi bütün sahih hadisleri eserine almadığını açıkça dile getiriyor. Yani bu durumda İmam Buharî ezberlemiş olduğu sahih hadislerden sadece 1/25’ini eserine almış oluyor. İmam Buharî’nin nakletmediği bu sahih hadisler başka kaynaklarda mevcuttur.
Sizlere Mehdi’yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. O, malları sahih olarak (doğru) taksim edecektir. Adamın birisi “Sahih olarak nasıl taksim edecek?” diye sordu. Buyurdu ki “Halkın arasında eşit olarak (dağıtacak).”
Bugün salavattan “Âlihi” kısmını atıp da “ve sellem”i ekleyenler Ümeyyeoğullarının sünnetine tabi olduklarını bilsinler. Emeviler için bir taraftan Âl-i Beyt’in lideri olan Ali’ye (a.s.) lanet edip diğer taraftan da “sallallahu aleyhi ve Âlihi” demek mümkün değildi.