Bu yazı, İmam Ali'nin (a.s.) Nehcü'l-Belağa'daki hutbe ve hikmetleri bağlamında Hz. Mehdi'nin (a.s.) varlığını tahlil etmeyi ve Ehl-i Sünnet usulcülerinin (İbn Hacer, Ebu Zehre vb.) "yeryüzünün hüccetsiz kalmayacağı" kuralına yaklaşımlarını, Şii epistemolojisi çerçevesinde ilzam kaidesi yöntemiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
10.06.2026
16.05.2026
7.05.2026
25.01.2026
19.07.2025
18.04.2025
Rüstemi, “İslam Devrimi Muhafızları Ordusu İsrail içindeki Dimona Reaktörü'nü hedef alan askeri tatbikatlar gerçekleştirdi. İran'ın nükleer silahlardan daha önemli büyük bir sürprizi var ve biz bu sürprizi sıfır saat gelene kadar gizli tutacağız" şeklinde konuştu.
Batı yanlısı Sünni monarklar tarafından papağan gibi tekrarlanan bir eleştiriyle İran'ın "Filistin'de Sünni Arap hükümetlerin egemenliğini zayıflatmak için iyi bir araç bulduğunu" ve "Sünni Arap kitlelerin" desteğini aradığını iddia ediyor. Bu değerlendirme, Devrim’den önce bile, İran'ın dini ve laik muhaliflerinin Filistin yanlısı oldukları ve Şah'ın İsrail'i desteklemesine karşı çıktıkları gerçeğini göz ardı etmektedir.
İran’da her seçim döneminde, İran Muhafız Konseyi’nin (Şurayı Nigehbani Kanuni Esasi) kendi çıkarlarına uygun adayları seçerek seçim sürecini manipüle ettiğini iddia eden bir anlatı ortaya çıkar. Bu iddiada bir geçerlilik payı var mı? Batı demokrasilerinde de benzer kurumlar mevcut mudur?
Örneğin göz, kulak münfail olurlar (etkilenirler). Ancak buradaki büyük dilemma şudur: İdrak, infial (etkilenme) değil, fiildir. Fiil olmadıkça, idrak de oluşmaz. İnfial esasında idrak değildir. İdrakin kendi zâtı, fiildir. Bu fiil de nefs-i natıkaya aittir. Nefs ile beden arasındaki fark, burada ortaya çıkmaktadır.
Körfez ülkeleri, Suriye yönetimini devirmek amacıyla feci bir çatışmayı finanse etmek ve körüklemek için çok şey yapmış ve yapmaya devam ediyor olmalarına rağmen, oradaki savaştan kaçan tek bir Suriyeli mülteciyi bile kabul etmemişlerdir. Gazzelilerin kendi topraklarına yerleştirilmesini asla kabul etmezler. Ancak Körfez rejimlerinin Filistinlilerin Mısır, Ürdün ve Irak gibi başka yerlere yerleştirilmesi için kesenin ağzını açmaları mümkündür.
Belçika kralı bunu yapmak istemeyerek, haksız kazançlarını harcamak için muazzam bir dizi bayındırlık işine girişti ve modern Brüksel'i yarattı. Şimdi AB ve NATO burada toplanıyor ve insanlık tarihinin en acımasız zulüm örneklerinden bazılarının kazançlarıyla çevrelenmişken, evrensel insan hakları konusunda küstahça nutuklar atıyorlar.