Taberî, Tarih’inde Ömer b. Hattâb’ın hilafeti döneminde Abdullah b. Abbas ile arasında geçen bir konuşmayı nakletmiştir. Bu konuşmada Ömer, Kureyş’in Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s.) hilafetini engellemek için yürüttüğü faaliyetleri ve bu hususta yaptıkları planlamaları açıkça ikrar etmektedir. Konuşmanın bir bölümünde Ömer, İbn Abbas’a şöyle demiştir...
30.01.2026
25.01.2026
1.01.2026
21.11.2025
16.10.2025
19.07.2025
Batı yanlısı Sünni monarklar tarafından papağan gibi tekrarlanan bir eleştiriyle İran'ın "Filistin'de Sünni Arap hükümetlerin egemenliğini zayıflatmak için iyi bir araç bulduğunu" ve "Sünni Arap kitlelerin" desteğini aradığını iddia ediyor. Bu değerlendirme, Devrim’den önce bile, İran'ın dini ve laik muhaliflerinin Filistin yanlısı oldukları ve Şah'ın İsrail'i desteklemesine karşı çıktıkları gerçeğini göz ardı etmektedir.
Nijer'de Fransız askeri üsleri önünde yapılan protesto gösterilerinde de Rus bayrakları göze çarpıyordu. Le Monde Afrique geçtiğimiz Ağustos ayında Nijer Başbakanı Ali Mohamane Lamine Zeine'nin Moskova'yı ziyaret ettiğini bildirdi. Lamine Zeine ayrıca Batı'ya alternatif olarak Türkiye, İran ve Çin ile işbirliğine ilgi duyuyor.
Diğer taraftan, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş deneyimi Su-35'in bazı zayıflıklarını da göstermiştir. Anlaşmanın bu kadar uzun süre ertelenmesinin nedeni muhtemelen buydu. Zira İran'ın savaş uçaklarına ilk ilgisi Ukrayna savaşından önce, 2021'de dile getirilmişti. Muhtemelen İranlılar bazı iyileştirmeler talep ettiler.
"Bugüne geldiğimizde, Mwalimu Horace Campbell'in askeri darbelere karşı tepkisiz kalmamamız gerektiğini, çünkü ordunun rolünün önde gelen emperyalist merkezlerde olduğu gibi her zaman gerici olmadığını söyleyen dersine kulak vermek önemlidir."
Sparta Atina'yı niçin yendi? Çünkü Sparta daha kadim bir sisteme sahipti; bu sistem sosyal uçurumun, sosyal eşitsizliğin çok güçlü olmadığı bir durum yarattı. Ya da göçebeler niçin uzun dönemler boyunca çiftçileri hep yendiler? Çünkü göçebelerde güç ve halk birleşmişti. Bu sosyal adaletin temelidir. Dolayısıyla sosyal adalet, ultra-küreselciliğe direnmek isteyenlerin en güçlü toplumsal silahıdır.
İşte Tûsî böyle bir ortamda kelâm ilmini zirveye taşımış ve ona felsefî bir hüviyet kazandırmıştır. Tûsî’nin yaptığı, işte buydu. Fahrüddîn Râzî ise tam tersine felsefeyi çökertmeye ve kelâm ilmini Eş‘arî bir renge büründürmeye çalışmıştır. Râzî de felsefe okumuştu, hatta Gazâlî de bir dönem felsefe üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak onlar bu okumalarını, çalışmalarını felsefeyi Eş‘arî bir kelâma döndürmek için yapmışlardı