Kasım 2025'te Genel Sekreter Şeyh Naim Kasım, Tabatabai'nin 2015'ten 2024'e kadar yaklaşık dokuz yılını Yemen'de geçirdiğini ve "önemli bir iz bıraktığını" açıkça ifade etti ki bu, Hizbullah'ın üst düzey bir kadrosunu uzun süreli olarak sahaya yerleştirdiğine dair ilk resmi itirafıydı.
13.12.2024
24.10.2024
21.10.2024
11.10.2024
4.10.2024
27.08.2024
Direniş Ekseni açısından Drone endüstrisindeki gibi dramatik bir değişimin hava savunma alanında da yaşanması an meselesidir. Hizbullah'ın yakın zamanda birkaç gelişmiş ve pahalı İsrail insansız hava aracını düşürmesi, bunun muhtemelen zaten gerçekleştiğinin ve yakında çok daha büyük ölçekte belirginleşeceğinin işaretidir.
Kanal 12'ye konuşan Shoval, "İsrail'e yönelik düzinelerce insansız hava aracı ve füze fırlatan İran'ın, ABD Başkanı'nın ‘yapmayın’ şeklindeki açık uyarılarına ve İsrail'e olan ‘sarsılmaz’ desteğini ilan etmesine rağmen ‘cesaretini, ateş kabiliyetini ve etkinliğini gösterdiğini” itiraf etti.
"Roket motorlarının ve ilgili teknolojinin gelişmesiyle, Fatih-110'a dayanan bu yeni varyantlar zaman içinde menzillerini artırdı. Fatih-313 500 km'ye, Zülfikar 700 km'ye, Dezful 1.000 km'ye ve son olarak da Hayber Şiken1.450 km'ye vardı."
Spekülasyon tuzağına düşmek istemiyoruz ve söyleyebileceğimiz tek şey, özellikle Gazze Şeridi'ndeki büyük zaferin ve Süleymani'nin danışmanı ve Lübnan, Batı Şeria, Gazze Şeridi, Irak ve belki de Yemen'deki direnişi silahlandırma konusunda en önde gelen İranlı yetkililerden biri olan Şehit Seyyid Razi El Musevi suikastının ardından gerçekleşeceği için, bu konuşmanın yeni şeylerle dolu olacağıdır.
2006 yılında örgütün elinde sadece 15,000-20,000 civarında çoğunlukla güdümsüz Katyuşa roketi vardı. 33 Gün Savaşı’nda İsrail’e bu roketlerin yaklaşık 4,000 tanesi fırlatıldı. O zamandan bu yana önemli gelişmeler yaşandı. Öncelikle, bilgi sahibi kaynakların Amwaj.media'ya açıkladığına göre Hizbullah'ın elindeki füze-roket sayısı 160,000'i geçmiş durumda.
Ağustos 2021'de Herzliya Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü bir raporunda, El-Nuceba'nın “İsrail'in güvenliği ve bekası açısından Golan bölgesinin stratejik önemi” başlıklı bir kitap yayınlamasının, hareketin gelecekteki İsrail karşıtı savaşa katılma kararlılığının bir işareti olduğunu öne sürmüştü.