Elli Yıl Sonra…

Elli Yıl Sonra…
Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!

 

 

Hasan Ensari

 

https://t.me/azbarresihayetarikhi

 

Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!

Hazret, hakka davet makamında Ömer b. Sa'd'ın ordusuna yönelerek şöyle buyuruyor: “Peygamber'in benim ve kardeşim hakkında 'Bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir' dediğini bilmiyor musunuz?” Sonra karşısındaki ordunun kalplerinin katılığını ve kulaklarının hakikati duymaktan tamamen aciz olduğunu görünce, eğer bu rivayet hususunda kendisini yalanlıyorlarsa Cabir b. Abdullah, Ebu Said el-Hudri ve o dönemin hayatta olan diğer sahabilerine sormalarını ister. Toplum elli yıl sonra adeta mesholmuş gibidir! Peygamber'in kızının oğlu, dedesinden aktardığı rivayeti Ubeydullah'ın ordusuna kabul ettirmek için sahabeyi referans göstermek zorunda kalmıştır. Makteldeki ibare aynen şöyledir:

"Sonra Allah'a hamd ü sena etti, O'nu layık olduğu şekilde zikretti; Peygamber'e (s.a.a.), Allah'ın meleklerine ve peygamberlerine salavat getirdi. Ne ondan önce ne de ondan sonra ondan daha beliğ konuşan biri duyulmamıştı. Sonra şöyle buyurdu:

'Emmâ ba'd: Benim soyumu/nesebimi söyleyin ve kim olduğuma bir bakın. Sonra kendi vicdanınıza dönün ve onu kınayın. Bakın bakalım, beni öldürmeniz ve saygınlığımı çiğnemeniz size helal mi? Ben; peygamberinizin kızının, onun vasisinin ve amcasının oğlunun —ki o, Rabbinden getirdiği şeylerde Resulullah'ı tasdik eden müminlerin ilkidir— oğlu değil miyim? Seyyidü'ş-Şüheda Hamza amcam değil mi? Cennette iki kanadıyla uçan Cafer-i Tayyar amcam değil mi? Resulullah'ın benim ve kardeşim için söylediği şu söz size ulaşmadı mı: 'Bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir!'

Söylediğim bu sözlerde beni tasdik ederseniz, ki bunlar haktır; Allah'a yemin olsun ki, Allah'ın yalancıları sevmediğini bildiğimden beri bilerek asla yalan söylemedim. Eğer beni yalanlıyorsanız, içinizde bunu sorduğunuzda size haber verecek kişiler vardır. Cabir b. Abdullah el-Ensari'ye, Ebu Said el-Hudri'ye, Sehl b. Sa'd es-Saidi'ye, Zeyd b. Erkam'a ve Enes b. Malik'e sorun; onlar size, bu sözü benim ve kardeşim hakkında Rasûlullah'tan (s.a.a) duyduklarını haber versinler. Peki, bunda kanımı dökmenize engel olacak bir şey yok mudur?'"

 

Kaynaklar: Bu cümleler, İslam tarihi kaynaklarında ve maktel literatüründe İmam Hüseyin'in (a.s.) Aşura günü Kerbela'da savaş başlamadan önce Ömer b. Sa'd ordusuna yaptığı meşhur konuşmanın (hücceti tamamlama/ihticac) bir parçasıdır.

Arapça ibarenin birebir geçtiği temel klasik kaynaklar şunlardır:

  1. Târîh-i Taberî (Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk) - İbn Cerîr et-Taberî: Bu ibarenin en bilinen ve en eski temel kaynağı Taberî'nin tarihidir (Baskılarına göre Cilt 4, s. 322 veya Cilt 5). Taberî bu detayları, olaylara en yakın ravilerden biri olan Ebu Mihnef'in (ö. 157/774) meşhur Maktel'inden (Maktel-i Ebu Mihnef) aktarmaktadır. Paylaştığınız Farsça metinde geçen "makteldeki ibare" vurgusu doğrudan Ebu Mihnef'in Taberî üzerinden günümüze ulaşan bu aktarımını işaret etmektedir.
  2. Ensâbü'l-Eşrâf - Belâzürî (ö. 279/892): Taberî ile birlikte olayı ve konuşmayı benzer ifadelerle aktaran en eski kaynaklardan bir diğeridir (Cilt 3, s. 185).
  3. el-İrşâd - Şeyh Müfîd (ö. 413/1022): Şiî literatüründe hüccet kabul edilen en önemli biyografi ve tarih eserlerinden biridir. İmam Hüseyin'in ordunun karşısına çıkarak nesebini ve sahabileri şahit gösterdiği bu konuşma eserin Kerbela bölümünde aynı vurgularla yer alır (Cilt 2, s. 89).
  4. Bihârü'l-Envâr - Allâme Meclisî (ö. 1110/1698): Daha geç dönem kapsamlı bir hadis ve tarih ansiklopedisi olan bu eserde, kendinden önceki maktel ve tarih kaynakları derlenerek (örneğin Harezmî'nin Maktelü'l-Hüseyin'i gibi) tam metin halinde aktarılmıştır (Cilt 45, s. 5).

 

 

 

 Medya Şafak