"Kendinden" için 106 adet haber bulundu

Elli Yıl Sonra…

Elli Yıl Sonra…

Bir dinî toplumun elli yıl içinde; tahrifat ve sapmaların etkisi, yanlış dinî anlayışların galip gelmesi, şekilciliğe yöneliş ile maneviyat ve hakikatin içinin boşaltılması açısından nasıl bir değişime uğradığını görmek isterseniz, maktellerde yer alan şu ibareleri okuyun! Burada İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumiyetine kan ağlasak yeridir!

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (31) (SON): Hz. Muhammed Akl-ı Küll'dür / Mutlak Kemâl mazharsız olmaz / Her zaman bir İmam vardır

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (31) (SON): Hz. Muhammed Akl-ı Küll'dür / Mutlak Kemâl mazharsız olmaz / Her zaman bir İmam vardır

Hz. Hatmî Mertebet’in (Muhammed'in) (s.a.a.) aklı, Sâdır-ı Evvel’dir (ilk sudûr eden). Sâdır-ı Evvel de Akl-ı Küll’dür. Vahiy de Akl-ı Küll’den başka bir şey değildir.

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (29): Âşık, Maşûk ve Güzellik / Gülün sonsuz kokusu

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (29): Âşık, Maşûk ve Güzellik / Gülün sonsuz kokusu

Âlem Allah’ın bir tecellisi olması hasebiyle her an yenidir ve her ân düşünür. Âlem, insan suretinde düşünür.... “Gitmek”te hem bir kayboluş hem de bir yüceliş anlamları gizlidir (ref‘- irtifa‘-terfi). Buradan cevherî harekete varmak istiyorum. Her ortadan kalkış bir yüceliştir. Hiçbir şey yok olmaz; sadece derecesi yükselir.

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (18): Hakk’ın Rüyeti

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (18): Hakk’ın Rüyeti

Evet, mesele tam olarak budur. O’nu bulanın hiçbir eksiği yoktur. O’nu bulmayanın neyi vardır? Eğer bir kimse O’na ulaşamazsa – isterse bütün dünya onun olsun– onun neyi vardır ki? Bir an nefesi tükendiğinde ölür, gider. Bu insana evrenin hükümdarlığının verilmiş olduğunu düşünün. O bir an nefes alamasa, ne olur?

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (11): O’nunla mahlûkatı arasında mahlûkatından başka engel yoktur / Allah zâhir, âlem gizlidir

İbrahimî Dinânî: Feyz-i Kâşânî Söyleşileri (11): O’nunla mahlûkatı arasında mahlûkatından başka engel yoktur / Allah zâhir, âlem gizlidir

Zuhurun şiddetli oluşu, gizliliğin sebebidir. İkincisi ise kurbunun (yakınlığın) şiddetidir. Bu iki şey O’nun perdesiz bir şekilde gizlenmesine sebep olmaktadır. Bu iki durumu örneklerle açıklayacak olursak: Gözleriniz her şeyi görüyor öyle değil mi? Peki, gözleriniz ayna olmaksızın, kendi kendini de görebiliyor mu?

İbrahimî Dinânî: Nasîrüddîn Tûsî Söyleşileri (2): Tûsî’nin Düşüncesinde Soru ve Diyalog

İbrahimî Dinânî: Nasîrüddîn Tûsî Söyleşileri (2): Tûsî’nin Düşüncesinde Soru ve Diyalog

İşte Tûsî böyle bir ortamda kelâm ilmini zirveye taşımış ve ona felsefî bir hüviyet kazandırmıştır. Tûsî’nin yaptığı, işte buydu. Fahrüddîn Râzî ise tam tersine felsefeyi çökertmeye ve kelâm ilmini Eş‘arî bir renge büründürmeye çalışmıştır. Râzî de felsefe okumuştu, hatta Gazâlî de bir dönem felsefe üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak onlar bu okumalarını, çalışmalarını felsefeyi Eş‘arî bir kelâma döndürmek için yapmışlardı

İbrahimi Dinani: Fârâbî Dersleri (12): Doğa ve Tarih Problematiği (Nefs ve Beden)

İbrahimi Dinani: Fârâbî Dersleri (12): Doğa ve Tarih Problematiği (Nefs ve Beden)

Bizler, nefsi ve idrâkleri mücerred (soyut) kabul eden kimseleriz. Mücerred, zaman ve mekânın ötesinde olan şeydir. Siz tarihteki olaylara geri döndüğünüzde, zamana geri dönmüş olmuyorsunuz. Tarihe geri dönen, sadece akıldır. Eğer bir insan âkil olmazsa, zamanın geçmiş olduğunu kavrayabilir mi? Geçmişi anlayabilen tek şey, düşüncedir.