Hassan Ansari’den notlar (5): Câhiz ve Kur'an’ın tahrifi iddiasına dair önemli bir belge

Hassan Ansari’den notlar (5): Câhiz ve Kur'an’ın tahrifi iddiasına dair önemli bir belge
Ancak böyle yapmadığını görüyoruz; zira el-Osmaniyye kitabının yazıldığı dönemde Şiiler arasında esasen böyle bir inanç yoktu. Kur'an'ın tahrif edildiği düşüncesini Şiilikte köklü/orijinal bir unsur olarak gören yazarlar, görünüşe göre bugüne dek bu önemli belgeye hiç dikkat etmemişlerdir.

 

 

Daha önce bir yazımızda, Câhiz’in Hucecü’n-Nübüvve adlı kitabında Zeyd b. Sâbit’in mushafına dair Şia’nın inancı hakkında söylediklerinin, onun Şiileri "Kur'an’ın tahrif edildiğine" inanmakla suçladığı anlamına gelmediğini göstermiştik. Bu görüşü teyit eden ve bazı Şiiler arasındaki Kur'an’ın tahrif edildiği inancının ve muhaliflerin bu konuda Şiilere yönelttiği suçlamaların hicri üçüncü yüzyılın ortalarından daha eski olmadığına (ve bu inancın üçüncü yüzyılın altıncı ve yedinci on yıllarında sadece Şiî gulât/aşırıcılar arasında yayıldığına) dair kanaatimizi ispatlayan bir diğer önemli belge, Câhiz'in telif ettiği el-Osmaniyye kitabının bir bölümüdür. Câhiz bu bölümde, Osmaniyye'ye göre Ebû Bekir hakkında nazil olan ayetlere yer vermektedir.

 

Ardından Câhiz sözlerine şöyle devam eder:

 

"Osmaniyye şöyle dedi: Eğer Revâfız, Allah’ın Ali hakkında birçok ayet indirdiğini iddia ederse; o ve evladı hakkında indiğini söyledikleri ayetlerden biri şudur: 'Allah’a itaat edin, Peygamber’e ve içinizden ulü'l-emr'e itaat edin.' (Nisâ, 59). Onlar, işte buradaki ulü'l-emr, Ali ve evladıdır derler. Ömrüme yemin olsun ki, eğer haber ehli (ashâbü'l-ahbâr) bu ayetin Ali ve evladı hakkında indiği hususunda icmâ etmiş olsaydı, onlara itaat etmek kesinlikle farz olurdu. Ancak bu, uyduran birinin sözüyse veya zayıf bir yoldan gelmişse, o zaten zayıflığıyla birlikte şâzdır. Bunda sizin için hiçbir delil (hüccet) yoktur…” (s. 115).

 

Câhiz, devamında sayfalarca yeri İmamiyye Şiası’nın delil olarak kullandığı ve Hz. Emir (a.s.) hakkında nazil olduğuna inandığı ayetlere ayırır. Şia'nın bu bölümde delil olarak getirdiği her şey bizzat (mevcut) Kur'an ayetleridir. Burada, “Şiilerin Kur'an'dan olduğuna ve Hz. Ali hakkında indiğine inandıkları ancak Osman'ın mushafından çıkarıldığını iddia ettikleri” söylenen ayetlerden hiçbir iz görülmez.

 

Açıktır ki burası, Câhiz'in söz konusu iddiayı zikrederek Şiilerin "tahrif" inancını gündeme getirebileceği ve (aslında var olmayan) o ayetlere dayandırılan delilleri geçersiz sayabileceği en doğal yerdi. Ancak böyle yapmadığını görüyoruz; zira el-Osmaniyye kitabının yazıldığı dönemde Şiiler arasında esasen böyle bir inanç yoktu. Kur'an'ın tahrif edildiği düşüncesini Şiilikte köklü/orijinal bir unsur olarak gören yazarlar, görünüşe göre bugüne dek bu önemli belgeye hiç dikkat etmemişlerdir. Evvel ve ahirde hamd Allah’a mahsustur.

 

(7 Kasım 2019)

 

Prof. Dr. Hassan Farhang Ansari, İslam düşünce tarihi, felsefe, kelam (Mutezile, Zeydiyye, İmamiyye) ve İslam yazmaları alanlarında uzmanlaşmış bir akademisyendir. Geleneksel medrese eğitiminde içtihat makamına ulaşmasının ardından Tahran Üniversitesi (1993) ve Lübnan Üniversitesi'nde (1997) lisans, Paris Sorbonne-EPHE'de (2009) doktora eğitimini tamamlamıştır. Kariyeri boyunca Tahran Büyük İslam Ansiklopedisi Merkezi (1989-2002) ve Berlin Hür Üniversitesi'nde (2005-2013) araştırmacı olarak görev yapan Ansari, 2013 yılından bu yana Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde (IAS) daimi üye ve misafir profesör olarak çalışmaktadır. Önemli eserleri arasında Studies in Medieval Islamic Intellectual Traditions (2017), L'imamat et l'Occultation selon l'imamisme ve eş editörlüğünü yaptığı Accusations of Unbelief in Islam: A Diachronic Perspective on Takfir bulunmaktadır. Kendisi ayrıca Sabine Schmidtke ile birlikte "Zaydi Manuscript Tradition" projesini yürütmekte ve Brill tarafından yayımlanan Shii Studies Review dergisinin yönetici editörlüğünü üstlenmektedir.

 

Kaynak: https://ansari.kateban.com/post/4263

 

 

Medya Şafak