Parıltılar (16): İmam Seccâd (a.s.) ve Allah Resulü'nün (s.a.a.) çehresini tahriflerden arındırması

Parıltılar (16): İmam Seccâd (a.s.) ve Allah Resulü'nün (s.a.a.) çehresini tahriflerden arındırması
İbn Sa'd (ö. 230 h.) senediyle İbn Şihab ez-Zührî'den (ö. 124 h.), o da İmam Seccâd'dan (a.s.) O’nun şöyle buyurduğunu nakleder: "Allah'ın Resulü (s.a.a.) hiçbir zaman ne bir kadına ne de bir hizmetçiye vurmuştur. Ve Allah yolunda cihat etmesi dışında, eliyle hiçbir şeye asla vurmamıştır." (et-Tabakât, c. 1, s. 276).

 

 

Buharî, senediyle Ebu Kılâbe el-Cermî'den, o da Enes b. Mâlik'ten şöyle rivayet eder:

 

“Bir grup insan Peygamber'in (s.a.a.) yanına gelerek Müslüman oldular. Daha sonra Peygamber (s.a.a.) onlara sadaka develerinin sütünden faydalanmaları için gitmelerini söyledi. Onlar sadaka develerinin sütünden faydalandıktan sonra dinden çıktılar (mürted oldular) ve çobanları öldürdüler. [Nakle göre bu kişiler (Ureyneliler), develerin sütünden içerek iyileştikten sonra onları yağmalamış ve Hz. Peygamber’in (s.a.a.) çobanı Yesâr’ı, ellerini ve ayaklarını kesmek, gözüne ve diline diken batırmak suretiyle işkenceyle öldürmüşlerdi; Medya Şafak] Bunun üzerine Peygamber (s.a.a.) arkalarından adamlar gönderdi, onları ele geçirdikten sonra ellerini ve ayaklarını kestirdi, gözlerini oydu ve onları ölüme terk etti!” (Sahih-i Buharî, Daru Tavkı'n-Necat basımı, c. 8, s. 162, h. 6802).

 

Müslim ise bu hadisi senediyle Abdulaziz b. Suheyb ve Humeyd et-Tavil aracılığıyla Enes b. Mâlik'ten rivayet etmektedir (Sahih-i Müslim, c. 5, s. 101). İbn Hibban da bu hadisi senediyle Katâde aracılığıyla Enes b. Mâlik'ten aktarmaktadır (Sahih-i İbn Hibban, c. 4, s. 230).

 

Bu bağlamda, Muhammed b. İdris eş-Şâfiî (ö. 204 h.), İmam Seccâd'ın (a.s.) Enes b. Mâlik'in bu hadisini reddettiğini söyler. Şâfiî, İbrahim b. Ebu Yahya aracılığıyla İmam Sâdık'tan (a.s), o da İmam Bâkır'dan (a.s.) İmam Seccâd'ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder:


"Allah'a yemin olsun ki, Allah'ın Resulü (s.a.a) asla bir göz oymamıştır ve süt develerinin ashabına [mürted olup çobanları öldürenlere] ellerini ve ayaklarını kesmekten başka bir şey yapmamıştır." (el-Umm, c. 4, s. 259; ayrıca bkz. Meğâzi'l-Vâkıdî, c. 2, s. 570).

 

Bu hadisi Şâfiî'ye nakleden İbrahim b. Ebu Yahya (ö. 184/191 h.), Sâdıkeyn'in [İmam Bâkır ve İmam Sâdık] (a.s.) Medineli ashabındandır. Necâşî onun hakkında şöyle der:


"Ebu Cafer (İmam Bâkır) ve Ebu Abdullah'tan (İmam Sâdık) (a.s.) rivayette bulunmuştur. Kendisi onların yakın ashabındandı ve Ehl-i Sünnet (el-Âmme) sırf bu yüzden onu zayıf saymıştır. Bazı âlimlerimiz, muhaliflerin [Sünnilerin] bazılarından şöyle nakletmiştir: 'Vâkıdî'nin bütün kitapları aslında İbrahim b. Muhammed b. Ebu Yahya'nın kitaplarıdır; Vâkıdî onları kopyalamış ve kendisine mal etmiştir.' Yine bazı âlimlerimiz, onun Ebu Abdullah'tan (a.s.) helal ve haram konusunda bölümlere ayrılmış bir kitabı olduğunu zikretmiştir." (Ricâl-i Necâşî, s. 14-15).

 

 

Hadisin ve râvînin değerlendirmesi

 

Bu hadise göre İmam Seccâd (a.s.), göz oyma eylemini Peygamber'e (s.a.a.) nispet etmeye çalışan Enes b. Mâlik'in hadisini yalanlamaktadır.


Enes'in ashabından birçoğunun bu hadisi ondan naklettiği ve bu hadisin Enes'e ulaşan yollarının sahih kabul edildiği göz önüne alındığında, görünüşe göre hadisin bizzat Enes'e nispeti konusunda şüphe yoktur.

 

Görünüşe göre bu hadisi kurgulama/uydurma sorumluluğu Enes'in kendisine aittir veya o bu hadisi yalancı sahabilerden birinden duymuş ve tedlis yaparak (o sahabenin adını gizleyip) hadisi doğrudan Peygamber'den (s.a.a.) nakletmiştir. (Ancak aşağıda gelecek olan İmam Bâkır'dan (a.s) rivayet edilen hadis, birinci ihtimali doğrulamaktadır).

 

Hasan-ı Basrî'nin tepkisi

 

İlginçtir ki bir rivayette, Enes'in bu hadisi Haccâc b. Yusuf es-Sekafî'ye anlattığı geçmektedir. Hasan-ı Basrî (ö. 110 h.) Enes'in bu vahşi eylemi kan dökücü bir zalimin yanında meşrulaştırmasına tepki göstermiştir:


 

"...Hasan şöyle dedi: Enes kasten bir şeytana gitmiş ve ona Peygamber'in (s.a.a.) el ayak kestiğini ve göz oyduğunu anlatmıştır. (Hasan) bu eyleminden dolayı Enes'i kınamaktaydı.” (Musannef-i Abdurrezzak, c. 9, s. 258).

 

Şunu da belirtmek gerekir ki İmam Bâkır'dan (a.s.) nakledildiğine göre zalim yöneticiler, Enes b. Mâlik'in Allah Resulü'ne (s.a.a) iftira atarak uydurduğu bu yalan hadise dayanarak işkenceyi helal saymışlardır (İlelu'ş-Şerâyi', c. 2, s. 541).

 

 

Bir diğer savunma örneği

 

İmam Seccâd'ın (a.s.) Allah Resulü'nün (s.a.a.) şahsiyetini savunmasına dair bir başka örnek olarak şu erken dönemli nakle bakılabilir:

 

İbn Sa'd (ö. 230 h.) senediyle İbn Şihab ez-Zührî'den (ö. 124 h.), o da İmam Seccâd'dan (a.s.) O’nun şöyle buyurduğunu nakleder:


"Allah'ın Resulü (s.a.a.) hiçbir zaman ne bir kadına ne de bir hizmetçiye vurmuştur. Ve Allah yolunda cihat etmesi dışında, eliyle hiçbir şeye asla vurmamıştır." (et-Tabakât, c. 1, s. 276).

 

Kaynak: https://t.me/Al_Meerath

 

Medya Şafak