Parıltılar (19): Hz. Fâtıma neden gece defnedildi? Gözden kaçan bir delil

Parıltılar (19): Hz. Fâtıma neden gece defnedildi? Gözden kaçan bir delil
Erken dönemin hadis musanniflerinden Abdürrezzâk es-San'ânî (ö. 211), el-Musannef adlı eserinde İbn Cüreyc'den, o Amr b. Dînâr'dan, o da Hasan b. Muhammed b. Hanefiyye'den (ö. 100 civarı) şu rivayeti aktarır: Peygamber'in (s.a.a.) kızı Fâtıma geceleyin defnedildi. (Hz.) Ali, Ebû Bekir'in onun üzerine (halifelik yetkisini kullanarak) namaz kılmasından çekindiği için defnini ondan kaçırıp aceleye getirdi.

Parıltılar (19): Hz. Fâtıma neden gece defnedildi? Gözden kaçan bir delil

 

 

Buhârî'nin kendi senediyle Zührî'den, onun Urve b. Zübeyr'den, onun da Âişe'den sahih olarak aktardığı şu ifadeyi inceleyelim:

 

“O (Hz. Fâtıma) vefat ettiğinde, zevci Hz. Ali onu geceleyin defnetti ve (vefatını) Ebû Bekir'e haber vermedi. Onun cenaze namazını da bizzat kendisi kıldı.”

 

فَلَمَّا تُوُفِّيَتْ، دَفَنَهَا زَوْجُهَا عَلِيٌّ لَيْلاً، وَلَمْ يُؤْذِنْ بِهَا أَبَا بَكْرٍ وَصَلَّى عَلَيْهَا

 

Sahîh-i Buhârî üzerine yazılmış en meşhur şerh, İbn Hacer el-Askalânî'nin (ö. 852) Fethu'l-Bârî adlı eseridir. İbn Hacer, Âişe'nin bu ifadesini şu şekilde açıklamaktadır:

 

“Onun gece defnedildiğine dair birçok tarik (rivayet kanalı) gelmiştir. Bu, onun daha fazla tesettür (yani hayâsı sebebiyle gizlilik) arzusuyla yaptığı vasiyeti üzerineydi. Belki de o (Hz. Ali), bu durumun ondan Ebû Bekir'den gizli kalamayacağını düşündüğü için vefatını ona haber vermemiştir. Haberde, Ebû Bekir'in onun vefatını bilmediğine veya cenaze namazını kılmadığına delalet eden hiçbir şey yoktur.”

 

وَمِنْ عِدَّةِ طُرُقٍ أَنَّهَا دُفِنَتْ لَيْلًا، وَكَانَ ذَلِكَ بِوَصِيَّةٍ مِنْهَا لِإِرَادَةِ الزِّيَادَةِ فِي التَّسَتُّرِ، وَلَعَلَّهُ لَمْ يُعْلِمْ أَبَا بَكْرٍ بِمَوْتِهَا؛ لِأَنَّهُ ظَنَّ أَنَّ ذَلِكَ لَا يَخْفَى عَنْهُ، وَلَيْسَ فِي الْخَبَرِ مَا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ أَبَا بَكْرٍ لَمْ يَعْلَمْ بِمَوْتِهَا وَلَا صَلَّى عَلَيْهَا

 

İnsaflı her okuyucu, İbn Hacer'in burada durumu kurtarmaya yönelik zoraki bir tevilde bulunduğunu kabul edecektir! İlk olarak, o, gece defninin hayâdan kaynaklandığına dair hiçbir delil sunmamaktadır. Zira bir kadının bedeninin, kimse tarafından görülmeyecek şekilde kefeniyle usulünce örtüldüğü sürece, gündüz defnedilmesinde hayâya aykırı hiçbir durum yoktur. Nitekim sayısız saliha kadının gündüz vakti defnedildiğini görmekteyiz. Hz. Ali'nin, Ebû Bekir'in vefattan mutlaka haberdar olacağını varsaydığı için ona haber vermediği yönündeki açıklama ise, son derece zorlama olduğu için yoruma dahi gerek bırakmamaktadır. Âişe'nin "Ebû Bekir cenaze namazını kılmadı" şeklinde açıkça bir beyanda bulunmamasından yola çıkarak, onun yine de namazı kılmış olabileceği –muhtemelen Hz. Ali'nin imam, Ebû Bekir'in ise cemaat olduğu– gibi zayıf bir bahaneye tutunmak ise çok daha akıl dışıdır. Böyle bir uzlaştırma yoluna gitmenin teknik olarak mümkün olması, onu muhtemel kılmaz. Normalde yetkin bir şârih olan İbn Hacer'in, mezhebî taassubunun, rivayetin açık ve doğrudan yorumunu gölgelemesine yol açtığı aşikârdır.

 

Bu şerhteki bir diğer eksiklik ise, İbn Hacer'in, gece defni için alternatif bir gerekçe öne süren mütekaddim (erken dönem) bir otoritenin önemli bir ifadesini alıntılamamış olmasıdır.

 

Erken dönemin hadis musanniflerinden Abdürrezzâk es-San'ânî (ö. 211), el-Musannef adlı eserinde İbn Cüreyc'den, o Amr b. Dînâr'dan, o da Hasan b. Muhammed b. Hanefiyye'den (ö. 100 civarı) şu rivayeti aktarır:

 

“Peygamber'in (s.a.a.) kızı Fâtıma geceleyin defnedildi. (Hz.) Ali, Ebû Bekir'in onun üzerine (halifelik yetkisini kullanarak) namaz kılmasından çekindiği için defnini ondan kaçırıp aceleye getirdi. Zira ikisi (Hz. Fâtıma ve Ebû Bekir) arasında bir şey (kırgınlık) vardı.”

 

عبد الرزاق، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ: أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّ حَسَنَ بْنَ مُحَمَّدٍ أَخْبَرَهُ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم دُفِنَتْ بِاللَّيْلِ، قَالَ: فَرَّ بِهَا عَلِيٌّ مِنْ أَبِي بَكْرٍ، أَنْ يُصلِّيَ عَلَيْهَا، كَانَ بَيْنَهُمَا شَيءٌ

 

Bu, bizzat söz konusu olaya tarihsel yakınlığı hesaba katılmasa bile, gece defnine dair çok daha üstün ve makul bir açıklama sunan Hasan'a uzanan sağlam (sahih) bir senettir. Elbette bu duruma karşı yapılacak mutat savunma, Hasan'ın olayın yaşandığı dönemde hayatta olmadığı ve dolayısıyla rivayetin munkatı (kesik) olduğu yönünde olacaktır. Eğer birileri bu tür bir hadis cerbezesiyle ikna oluyorsa varsın olsun; oysa mantık, Hasan'ın bu bilgiyi kendi kendine uydurmadığını, bilakis babası Muhammed'den, onun da ailenin büyüğü olan dedesi Hz. Ali'den bir Ehl-i Beyt mirası olarak devraldığını söyler.

 

 

Kaynak: https://x.com/ammaar_muslim/status/2116089214517309598

 

 

Medya Şafak