Parıltılar (12): “İsterlerse mezarımı taşlayabilirler!”: Mutanın (geçici nikâh) cevazına dair çarpıcı bir haber

Parıltılar (12): “İsterlerse mezarımı taşlayabilirler!”: Mutanın (geçici nikâh) cevazına dair çarpıcı bir haber
Seleme'nin, Halife Ömer tarafından konulan ve daha sonra Emeviler tarafından sürdürülen yasağa ters düşen bu hadisi rivayet etmekten çekinmesi, o döneme gelindiğinde Şeyhayn'ın (Ebû Bekir ve Ömer) siyasetine karşı çıkmanın sosyal ve hatta cezai açıdan ne denli sorunlu ve tehlikeli olduğuna dair tarihsel-sosyolojik bir pencere sunmaktadır.

 

 

Ammaar Muslim Al-Dodomi

 

 

Buhârî (ö. 256) ve Müslim (ö. 261), kendi senetleriyle, sahabeden Seleme b. el-Ekvâ ve Câbir b. Abdullah’tan şu rivayeti aktaran Hasan b. Muhammed b. el-Hanefiyye’den (ö. yak. 100) naklederler: Bir münadi onlara gelerek şöyle seslendi: "Resûlullah size muta yapmanız için izin verdi!"

 

Bu temel rivayet (bkz: https://sunnah.com/bukhari:5117; https://sunnah.com/muslim:1405a), mutanın geçmişte belirli bir dönemde mubah kılındığına işaret etmektedir; her ne kadar Sünni ortodoksi bu iznin daha sonra nesh edildiğini savunsa da.

 

Ancak, yalnızca tek bir kaynakta; Sünni muhaddis Ebû Bekir Muhammed b. Hârûn er-Rûyânî'nin (ö. 307) pek incelenmemiş Müsned'inde günümüze ulaşan oldukça çarpıcı bir başka haber, Hasan ve Seleme arasındaki asıl konuşmanın, yukarıdaki kısaltılmış ifadenin ötesine geçen çok daha geniş bir kısmını muhafaza etmektedir.

 

Bizzat Ali b. Ebî Tâlib'in torunu olan Hasan b. Muhammed b. el-Hanefiyye'nin, sahabî Ubâde b. es-Sâmit'in torunu Ubâde b. el-Velîd'e şöyle dediği aktarılır:


"Ailemin mensupları bu muta konusunda benimle aynı görüşü paylaşmaya yanaşmıyor ve onun 'helal' olduğunu, Resûlullah'ın buna izin verdiğini söylüyorlar; oysa ben bu hususta onlara muhalefet ediyorum. Gel seninle Seleme b. el-Ekvâ’ya gidip bu meseleyi ona soralım; zira o, ashabın ilklerinden ve salih olanlarındandır."

 

İkili, Seleme ile görüşmek üzere yola çıkar ve onu Bilât'ta (Mescid-i Nebevî'ye yakın bir mevkide), (Vali) Mervân b. el-Hakem'in ikametgâhının yakınında bulurlar. Seleme artık yaşlanmış, gözlerine perde inmiştir ve bir rehberin yardımıyla yürümektedir. Aralarında şu diyalog geçer:


Hasan: “Dur ki arkadaşımla birlikte sana bir hadis soralım.”

Seleme: “Siz kimsiniz?”

Hasan: “Ben Muhammed b. Ali b. Ebî Tâlib'in oğluyum.”

Seleme: “Ey kardeşimin oğlu! Buyur, bana ne sormak istiyorsun?”

Hasan: “Kadınlarla yapılan muta hakkında.”

Seleme: “Ey kardeşimin oğlu! Ben hayatta olduğum sürece bu hadisi benden duyduğunu gizle ve ancak öldüğümde rivayet et; ondan sonra isterlerse mezarımı taşlayabilirler! Resûlullah (bunu) bize emretti ve Allah O’nun canını alana dek biz bunu uyguladık. Allah bununla ilgili hiçbir tahrîm (yasak) indirmediği gibi, Resûlullah'tan da bu konuda herhangi bir nehiy (yasaklama) gelmedi!”

 

Metin analizi ve değerlendirmeler / Ricâl ve isnad notları

 

Haber, Sünni ricâl kriterlerine göre hasen bir isnada sahiptir. İbn İshak (meşhur siyer müellifi) tedlîs yapmasıyla bilinir, ancak bu vakada simâını tasrih etmiştir (hadisi bizzat işittiğini belirtmiştir). Hârûn eş-Şâmî, İbn İshak'ın kâtibidir ve İbnu'l-Medînî tarafından zaptındaki (kayıt/hafıza) doğruluğu sebebiyle övülmüştür. Buhârî, Hârûn'un oğlu Abdullah ile şahsen görüşmüş ve onu eleştirmemiştir. Hem baba hem de oğul, İbn Hibbân tarafından Kitâbü's-Sikât adlı esere dâhil edilmiştir. Geri kalan râviler ise tartışmasız bir şekilde sikadır (güvenilirdir).

 

Bu diyalogdan pek çok önemli sonuç çıkarılabilir. Ancak zihnimde en çok öne çıkan husus, kırpılarak ve bağlamından koparılıp "parçacı" (atomistik) bir şekilde muhafaza edilen pek çok rivayetin arka planındaki asıl bağlamı nasıl yitirmiş olduğumuzdur.

 

Ayrıca, Hasan'ın -kendisi istisna olmak üzere- Ehl-i Beyt'inin, yani Alevilerin (Hz. Ali soyundan gelenlerin) tamamının mutayı mubah görme konusunda müttefik olduklarını belirtmesi de oldukça dikkat çekicidir. Bu durum, İmâmiyye külliyatında da savunulduğu üzere, muhakkak ki onun çağdaşları olan Ali b. el-Hüseyin (ö. 94) ve Ebû Ca'fer el-Bâkır'ı (ö. 114) da kapsamaktadır.

 

Seleme'nin, Halife Ömer tarafından konulan ve daha sonra Emeviler tarafından sürdürülen yasağa ters düşen bu hadisi rivayet etmekten çekinmesi, o döneme gelindiğinde Şeyhayn'ın (Ebû Bekir ve Ömer) siyasetine karşı çıkmanın sosyal ve hatta cezai açıdan ne denli sorunlu ve tehlikeli olduğuna dair tarihsel-sosyolojik bir pencere sunmaktadır.

 

Referans: Müsnedü'r-Rûyânî (thk. Eymen Ali Ebû Yemânî), 2. Cilt, s. 259-260 (https://shamela.ws/book/13161/1323)

 

 

Kaynak: https://t.me/shiiticstudies/66

 

Çeviri: Medya Şafak