Lafı dolandırmaya gerek yok: Uluslararası sol, en iyi ihtimalle; İslam Cumhuriyeti’ni —ve dolayısıyla Filistinlilerin o maddi savunma hattını— yok etmeye ant içmiş Siyonist emellere siyasi meşruiyet kılıfı dikmekte ve onlara alan açmaktadır. En kötü ihtimalle ise; İran’a yönelik Siyonist saldırının ve bunun doğal sonucu olarak Levant’ta yaşanan soykırımın doğrudan suç ortağıdırlar.
3.12.2025
3.11.2025
26.10.2025
13.05.2025
24.03.2025
5.01.2025
Trump, bir ABD insansız hava aracı düşürüldükten sonra İran'ı vurduğunu iddia ediyor ama aslında saldırıyı kendisi iptal etmişti. Ayrıca İran'ın kendisini bir ABD üssüne saldıracakları konusunda bizzat uyardığını ve bunu kasten ıskaladığını iddia ediyor. Bu da gülünç. Gerçekte Irak Cumhurbaşkanı'na hedef belirtilmeyen muğlak bir uyarı yapıldı ve füzelerin çoğu üsse isabet etti. Kimse ölmedi ama bu İran'ın hedef almasından ziyade iyi planlanmış bir tahliyenin sonucuydu.
Direniş Ekseni açısından Drone endüstrisindeki gibi dramatik bir değişimin hava savunma alanında da yaşanması an meselesidir. Hizbullah'ın yakın zamanda birkaç gelişmiş ve pahalı İsrail insansız hava aracını düşürmesi, bunun muhtemelen zaten gerçekleştiğinin ve yakında çok daha büyük ölçekte belirginleşeceğinin işaretidir.
Felsefe tarihinin dönüm noktasını teşkil eden Kant, konu iman olunca akıldan ziyade ahlâkı devreye sokmuştur. Örneğin bizim hakîmlerimiz hem nazarî akıl hem de amelî akıl derken o daha çok pratik akla vurgu yapmış, Hıristiyanlığın hakikatine ahlâk üzerinden ulaşılması gerektiğine inanmıştır. Buna benzer düşüncelere İslâm dünyasında da rastlamaktayız [Mesela Faslı Müslüman düşünür Taha Abdurrahman; Medya Şafak].
Jean-Paul Sartre, Francis Jeanson ve Frantz Fanon gibi önde gelen Fransız filozoflar Cezayir'in bağımsızlık davasının yanında yer alıp FLN'yi desteklerken, Cezayirli Yahudi filozof Jacques Derrida sömürgecilerin yanında yer alıp Cezayir'in bağımsızlık arayışına karşı çıkarak karşıt bir duruş sergiledi.
Dünya kapitalist krizinin daha önceki dönemlerinde hegemonik düzenin çöküşüne siyasi istikrarsızlık, yoğun sınıfsal ve toplumsal mücadeleler, savaşlar ve yerleşik uluslararası sistemdeki kırılmalar damgasını vurmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcının 1936-39 İspanya İç Savaşı ve onun sonucu olan faşist diktatörlük olduğunu hatırlayalım. Filistin'de tehlikede olan küresel geleceğimizdir.
Evet, mesele tam olarak budur. O’nu bulanın hiçbir eksiği yoktur. O’nu bulmayanın neyi vardır? Eğer bir kimse O’na ulaşamazsa – isterse bütün dünya onun olsun– onun neyi vardır ki? Bir an nefesi tükendiğinde ölür, gider. Bu insana evrenin hükümdarlığının verilmiş olduğunu düşünün. O bir an nefes alamasa, ne olur?