İran'ın Saddam ile savaşı sırasında İsrail'den silah aldığı suçlamasının geçmişi onlarca yıl öncesine dayalıdır. Nitekim bu iddia, Batı medyasının ve Saddam'ın propaganda aygıtının, daha da önemlisi yeni iktidardan düşürülüp Fransa'ya yerleşen Beni Sadr'ın bu iddiayı yaymaya başladığı Ayetullah Humeyni dönemine kadar uzanmaktadır.
9.10.2025
4.03.2025
8.08.2024
30.04.2024
1.04.2024
29.09.2022
Sünni hükümdarlar tarafından papağan gibi tekrarlanan bir eleştiriyi tekrar ederek, İran'ın "Filistin'de Arap Sünni hükümetlerinin egemenliğini baltalamak için iyi bir araç bulduğunu" ve "bu sayede Arap Sünni kitlelerin" desteğini kazandığını iddia ediyor. Bu değerlendirme, Devrim’den önce bile, İran'ın dini ve laik muhaliflerinin Filistin yanlısı olduğu ve halkın Şah'ın İsrail'e desteğine muhalefet ettiği gerçeğini göz ardı ediyor.
Crocker, büyükelçiliğin ön duvarına doğru koşmadan önce sürücünün bir şeyler mırıldandığını fark etti, ardından yedi katlı binada büyük bir patlama meydana geldi. Crocker patlamadan kısa bir süre sonra ne olduğunu hatırlamıyordu. O sırada New York Times muhabiri olan Thomas Friedman, Crocker'ın karısıyla birlikte binadan sendeleyerek uzaklaştığını gördüğündeki durumunu şöyle anlatıyor: Crocker’un her yerinden kan damlıyordu!
“İran, Batı Şeria ve Gazze'ye silah dolu 20 gemi gönderdi. Çoğu insanın bu gemilerden haberi yok.” - (Talal Naci – FHKC-Genel Komutanlık lideri)
İmam Humeyni ilk görüşmesini Yaser Arafat ile Irak’ta gerçekleştirdi. Bu ilişkiler daha sonra Devrim Muhafızları liderliğini devralan İranlı gençler için 1969 yılında, eğitim kamplarının kurulmasıyla sonuçlandı. Fetih Hareketi başlangıçta İran Devrim Muhafızları’na silah sağladı. İmam Humeyni de, humus paralarının ve şer’î vergilerin Filistin Devrimine bağışlanmasına izin verdi.
Hiçbir zaman ırkçı düşüncelerini gizleme gereği duymayan General Eitam, demecinde şu sözleri kullandı: “Biz Lübnan’dan kaçtık. Bu, İsrail ordusunun başarısızlığı ve hayal kırıklığına dair söyleyebileceğimiz en hafif şeydir.”
Biz iki cephe ile karşı karşıyayız: Amerika, Siyonist rejim ve bazı Arap ülkeleri liderlerinden -ki geçmişte İran Şahı da bu topluluk arasında idi- müteşekkil istikbar cephesi ve ezilenler, yurtlarından atılanlar ve Filistin, Lübnan ve Yemen halkı gibi mazlum milletlerden oluşan cephe. Bu iki cephe birbirinin karşısındadır. Bu çatışmanın sembolü de Filistin ve Mescid-i Aksa’dır.